Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 2 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hadislerdeki Dua Örnekleri - Peygamber Efendimiz'in Dilinden Dualar
#1
Dini-1 
[Resim: 148278726221051.png]

Hadislerdeki Dua Örnekleri - Peygamber Efendimiz'in Dilinden Dualar

Hadislerde dua ediliş şekilleri nasıldır?

Yüce Allah şöyle buyurur :

"İnsana bir darlık dokunduğu zaman yanı üzere yatarken, otururken yahut ayakta bize yalvarır, ama biz onun sıkıntısını giderince sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü

bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir." ( Yunus, 10/12)

Âyet ve hadîslerde dua teşvik edilmiştir :

"Rabbiniz, şöyle buyurdu : Bana dua edin, size cevap vereyim ( duanızı kabul edeyim)." ( Mü'minûn, 23/60).

Hz. Peygamber ( asv) de şöyle buyurur :

" Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur." ( Tirmizî, Daavat,1; İbn Mace, Dua,1)

Dua aynı zamanda bir ibadettir. "Dua ibadetin ta kendisidir." ( Tirmizî, el-Bakara Sûresi Tefsiri, 16)

Kur'ân-ı Kerim'de geçmiş peygamberlerin duaları zikredilir. Dua bu me'sur dualarla yapılabileceği gibi, kişinin kendi gönlünden kopanın anlatımı da olabilir. Ancak belli

davranışlarda; meselâ kabir ziyaretlerinde, yemeklerden sonra, helâya girerken, yeni bir elbise giyerken, yolculuğa çıkarken... Hz. Muhammed ( asv)'den nakledilmiş dualarla dua

etmek hem sünnet, hem de daha güzeldir.

Dua eden kişi gönülden etmeli, duasında iyi şeyleri isteyerek kendisi de o doğrultuda çaba sarfetmelidir. Kişi duasında samimiyetini tavırlarıyla da ortaya koymalıdır.

Meselâ duasında Allah'ın emirlerine itaat eden samimi bir Müslüman olmayı ifade ediyorsa, hareketleriyle de böyle bir Müslüman olma çabası içerisinde olmalıdır. Bir hadis-i

şerifte şöyle buyurulmaktadır :

"Biliniz ki, Allah Teâlâ, kendisinden gafil bir kalbin duasını kabul etmez." ( Tirmizî, Daavât, 64)

Şüphesiz ki Allah insanın kalbinden geçenleri ve ihtiyaçlarını bilir. Ancak dil ile dua etmenin insanın kendisinin eğitilmesi konusunda etkisi vardır. Ayrıca dua Allah'ın bir

emrinin yerine getirilmesidir, bir ibadettir. Kur'ân-ı Kerim'de Hak Teâlâ kendisine nasıl dua edileceğini kullarına öğretir, resûllerinin dualarını bize haber verir. Müminler

önce bu dualara bakmak ve böyle dualarla Allah'ı zikretmek durumundadırlar. Gerçekten bilmediğimizi ve en güzelini öğreten Allah'tır.

"... Ey rabbimiz unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma... " ( Bakara, 2/286)

Eyüp Aleyhisselâm;

"Ya Rabbi, gerçekten benim başıma bela geldi. Halbuki sen merhametlilerin merhametlisisin." ( Enbiya, 21/83);

Zekeriya ( as);

"Rabbim, beni yalnız bırakma..." ( Enbiya, 21/89);

Âdem ( as),

"Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik. Eğer sen bizi affetmez ve bize acımazsan mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz. "( A'raf, 7/23)

diyerek dua etmişlerdir.

"Beni müslüman olarak öldür ve beni salih kullarına kat... " ( Yusuf, 12/101)

duası Yusuf ( as)'ın;

"Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Ben zalimlerden idim. "

duası da Yunus ( as)'ın duasıdır.

İmam Ahmed b. Hanbel'in Ebû Saîd el-Hudrî'den ( r.a.) rivâyet ettiği bir hadîste :

"Duanın karşılıksız kalmayacağı, bilâkis üç şeyden birinin mutlaka meydana geleceği; ya kabul ya âhirete bırakma yahut eda edilen dua oranında günahın affedileceği,.." beyan

buyurulmuştur.

Dua ederken seslerini aşırı şekilde yükseltenleri gören Rasûlullah ( asv), şöyle buyurmuştu :

"Ey insanlar! Kendinize gelin. Çünkü siz bir sağırı veya uzaktaki birini çağırmıyor, ancak her şeyi işiten ve çok yakın bulunan birine dua ediyorsunuz. Sizin kendisine dua

ettiğiniz size bineğinizin boynundan daha yakındır."( 1)

Gönülden, gizlice, bağırmadan, samimiyetle dua edilir.

"Rabbınıza gönülden ve gizlice yalvarın. Doğrusu o, aşırı gidenleri sevmez."( Â'râf, 7/55)

Sünnet Olan Dualar

Uykudan önce : "Ey Allah'ım senin adınla ölür ve dirilirim."

Uykudan sonra : "Bizi uyku gibi bir ölümle öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamd olsun. Dönüş ancak O'nadır."

Sabahleyin : "Allah'ım senin yardımınla sabaha çıktık, senin yardımınla akşamladık, senin yardımınla yaşıyor, senin yardımınla ölüyoruz. Kabirden kalkış sanadır."

Akşamleyin : "Allah'ım, senden dünya ve âhirette selâmet isterim. Allah'ım, senden dînim, dünyam, ehlim ve malım hakkında beni bağışlamanı ve selâmete çıkarmanı isterim.

Allah'ım, benim ayıplarımı örtüver. Korktuklarımdan emin kıl. Allah'ım, önümden arkamdan, sağımdan solumdan ve üzerimden gelecek belâları defederek beni koru. Altımdan gelecek

ani belâlardan senin azametine sığınırım."

Evden Çıkarken : "Allah'ın ismiyle Allah'a güvendim. O'nun gücünden başka hiçbir güç yoktur."

Ezandan sonra : Ezanı tekrarlamak, salât ve selâm etmek ve "Allah'tan başka ilâh yoktur, o tektir ortağı yoktur, Muhammed kulu ve Resûlüdür, Rab olarak Allah'a, din olarak

İslâm'a, peygamber olarak Muhammed'e râzı oldum." demek.

( 1) bk. Buhârî, Cihad, 131; Daavât, 51; Tevhid 9; Ebû Dâvûd, Vitr, 26; İbn Hanbel, IV, 394, 402, 418; Müslim, Sahih IV, 2076.

--------------------

Resulullahın duaları

Sual : Her peygamber gibi, Peygamber efendimizin de, hiç günah işlemediği halde, ( Beni günahtan, küfürden koru) gibi dualar etmesinin hikmeti nedir?
CEVAP
Nasıl dua edileceğini bize öğretmek için, öyle dua etmiştir. Bazıları şöyledir :
( Allah'ım, bizi açık ve gizli bütün günahlardan koru!) [Taberani]

( Allah’ım, ürpermeyen kalbden ve doymayan nefisten sana sığınırım.) [Müslim]

( Allah’ım, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, düşkün ihtiyarlıktan sana sığınırım.) [Hâkim]

( Allah’ım, bize dinî musibet verme! Bize acımayanları başımıza musallat etme!) [Tirmizi]

( Allah’ım, bana öyle bir iman ve yakîn ver ki, sonu küfür olmasın!) [Tirmizi]

( Allah’ım, denizlerin arasını ayırdığın gibi, beni Cehennem azabından koru!) [Tirmizi]

( Allah’ım, bizi dostlarınla dost, düşmanlarınla düşman olanlardan eyle!) [Tirmizi]

( Allah’ım, fayda vermeyen ilimden, kabul edilmeyen amel ve duadan sana sığınırım.) [Müslim]

( Allah’ım, senden, bilip bilmediğim her hayrı ister, her şerden sana sığınırım.) [Taberani]

( Allah’ım, bizi dünya zilletinden ve âhiret azabından muhafaza eyle!) [Müslim]

( Allah’ım, günahımı affet ve rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]

( Allah’ım, kötü huy, kötü iş, kötü arzu ve kötü hastalıklardan sana sığınırım.) [Ebu Davud]

( Allah’ım, yaptığım ve yapmadığım şeylerin şerrinden sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah’ım, ölüm anındaki sıkıntılara karşı bana yardım et!) [Tirmizi]

( Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]

( Allah’ım, beni çok zikreden ve emrine uyandan eyle!) [Tirmizi]

( Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizi]

( Allah’ım, kulak, göz, dil, kalb ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah’ım, nankörlükten ve kabir azabından sana sığınırım.) [Müslim]

( Allah’ım, bana hidayet, takva, tokgözlülük ve zenginlik nasip eyle!) [Müslim]

( Allah’ım, sıhhat, iffet, güzel ahlâk ver ve kaderine rıza göstermemi nasip et!) [Taberani]

( Allah’ım, gazabından rızana, cezandan affına, azabından rahmetine sığınıyorum.) [Müslim]

( Allah’ım, her zorluğu bana kolaylaştır! Dünya ve âhirette âfiyet ver!) [Taberani]

( Allah’ım, kalbimi ve amelimi riyadan, dilimi yalandan, gözümü hıyanetten koru!) [Hatib]

( Allah’ım, beni ilimle zengin et, hilmle süsle, takva ile şereflendir!) [İ. Neccar]

( Allah’ım, iyiliğimi gizleyen, kötülüğümü yayan hilekâr dosttan sana sığınırım.) [İ. Neccar]

( Allah’ım, fakirlikte de, zenginlikte de tutumlu olmayı nasip et!) [Buhari]

( Allah’ım, borç altında ezilmekten ve düşmanın galebesinden sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah’ım, ölüm anında, şeytanın galebesinden sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah’ım, kötü kadınların fitnesinden sana sığınırım.) [Harâiti]

( Allah’ım, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah’ım, bize öyle bir şifa ver ki, geride hiç bir hastalık kalmasın!) [Ebu Davud]

( Allah’ım, Cenneti elde edip Cehennemden kurtulmayı senden istiyoruz.) [Hâkim]

( Allah’ım, sana dua edilince kabul ettiğin, bir şey istenince verdiğin, musibet ve sıkıntıların kalkması istenince kaldırdığın ismin hürmetine, senden istiyorum.) [İbni Mace]

( Ya Rabbi, ölümü bana kolaylaştır!) [İbni Ebi-d-dünya]

Tergib’de bildirilen hadis-i şeriflerden bazılarının meali de şöyledir :
( Ya Rabbi, Sana ve Resulüne itaat etmemizi ve bildirdiklerinle amel etmemizi nasip eyle!)

( Ya Rabbi, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri ver, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden de koru!)

( Ya Rabbi, her işimizin sonunu güzel eyle, dünya sıkıntılarından ve ahiret azabından bizi koru!)

( Ya Rabbi, işinde sebat eden, nimetine şükreden, ibadetini güzel yapan ve doğru konuşanlardan eyle!)

( Bedenime, kulağıma, gözüme sıhhat ver! Küfürden, fakirlik ve kabir azabından sana sığınırım.)

( Ya Rabbi, kusurlarımızı ört, korkulardan emin kıl ve borçlarımızı ödememizi nasip et!)

( Ya Rabbi, gece ve gündüz gelecek kötülüklerden, sıkıntılardan kötü arkadaştan ve kötü komşudan sana sığınırım.)

( Ya Rabbi, ölünceye kadar ibadet etmemizi, ömrümüzün hayırlı amellerle sona ermesini nasip et ve Cennetini ihsan eyle!)

( Bize dünya ve ahirette iyilik, güzellik ver ve Cehennem azabından bizi koru!)

Rabbena âtinâ duası
Sual : Peygamberimizin en çok okuduğu dua hangisidir? Rabbena âtina duası nerelerde okunur?
CEVAP
Peygamber efendimiz, dünya ve ahiret için af ve afiyet isterdi. İmandan sonra afiyetten büyük nimet olmadığını bildirirdi. Bir hadis-i şerif meali :
( Duanın efdali, dünya ve ahirette Rabbinden af ve afiyet istemektir. Affa ve afiyete kavuşan, dünya ve ahirette kurtuluşa ermiştir.) [Tirmizi]

Peygamber efendimizin en çok okuduğu dua, Rabbena âtina duasıdır. Bir hadis-i şerif meali :
( Ey Âdemoğlu, sen Allah’ın azabına takat getiremezsin. Onun için, “Rabbena âtina fid-dünya haseneten ve fil-âhireti haseneten ve kınâ azâbennâr” demelisin.)

Bu dua, Bekara suresinin 201. âyet-i kerimesidir. ( Rabbimiz, bize dünyada ve ahirette iyilik, güzellik ver, bizi Cehennem azabından koru) anlamındadır. Bu dua, genel olarak

her zaman okunabilir. Kunut dualarını bilmeyen, öğrenene kadar bu duayı okuyabilir. Cenaze namazında, ölü için okunan duayı bilmeyen, bu duayı okuyabilir. Namazda salli

bariklerden sonra dua okumak sünnettir. Bu duaların en meşhuru Rabbena âtina duasıdır.

Hâlleri değiştiren Allahü teâlâdır
Sual : Peygamberimizin çok sık okuduğu, ( Hâlleri değiştiren, kalbleri çeviren Allah’ım) diye bir dua varmış. O dua hangisidir?
CEVAP
Bu konuda birkaç dua var, ikisi şöyledir :
( Allahümme, yâ mukallibel kulûb, sebbit kalbî, alâ dînik!)
Mânâsı : Ey büyük Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde [ve sevginde] sabit kıl, dininden [ve sevginden] ayırma!

( Allahümme yâ muhavvilel havli vel ahvâl, havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl!)
Mânâsı : Ey hâlleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren büyük Allah’ım, bizi en güzel hâle çevir! Bize iyi hâller ihsan eyle!

İki hadis-i şerif :
( Ey kalbleri istediği gibi çeviren Allah’ım, kalblerimizi ibadetine çevir!) [Müslim]

( Ey kalbleri dilediği gibi çeviren Allah’ım! Kalbimi kullukta sabit kıl!) [İ. Sünnî]

-----------------

Sual : Her peygamber gibi, Peygamber efendimizin de, hiç günah işlemediği halde, ( Beni günahtan, küfürden koru) gibi dualar etmesinin hikmeti nedir?
CEVAP
Resulullah efendimiz, nasıl dua edileceğini bize öğretmek için, öyle dua etmiştir. Bazıları şöyledir :

( Bizi açık ve gizli bütün günahlardan koru!) [Taberani]

( Allah'ım, ürpermeyen kalbden ve doymayan nefsten sana sığınırım.) [Müslim]

( Allah'ım, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, düşkün ihtiyarlıktan sana sığınırım.) [Hâkim]

( Allah'ım, bize dînî musibet verme! Bize acımayanları başımıza musallat etme!) [Tirmizi]

( Allah'ım, bana öyle bir iman ve yakîn ver ki, sonu küfür olmasın!) [Tirmizi]

( Allah'ım, denizlerin arasını ayırdığın gibi, beni Cehennem azabından koru! [Tirmizi]

( Allah'ım, bizi dostlarınla dost, düşmanlarınla düşman olanlardan eyle!) [Tirmizi]

( Allah'ım, fayda vermeyen ilimden, kabul edilmeyen amel ve duadan sana sığınırım.) [Müslim]

( Allah'ım, senden, bilip bilmediğim her hayrı ister, her şerden sana sığınırım.) [Taberani]

( Allah'ım, bizi dünya zilletinden ve âhiret azabından muhafaza eyle!) [Müslim]

( Allah'ım, günahımı affet ve rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]

( Allah'ım, kötü huy, kötü iş, kötü arzu ve kötü hastalıklardan sana sığınırım.) [Ebu Davud]

( Allah'ım, yaptığım ve yapmadığım şeylerin şerrinden sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah'ım, ölüm anındaki sıkıntılara karşı bana yardım et!) [Tirmizi]

( Allah'ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]

( Allah'ım, beni çok zikreden ve emrine uyan kullarından eyle!) [Tirmizi]

( Allah'ım, ilmimi arttır!) [Tirmizi]

( Allah'ım, kulak, göz, dil, kalb ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah'ım, nankörlükten ve kabir azabından sana sığınırım.) [Müslim]

( Allah'ım, bana hidayet, takva, tok gözlülük ve zenginlik nasip eyle!) [Müslim]

( Allah'ım, bana sıhhat, iffet, güzel ahlâk ver ve kaderine rıza göstermemi nasip et!) [Taberani]

( Allah'ım, gazabından rızana, cezandan affına, azabından rahmetine sığınıyorum.) [Müslim]

( Allah'ım, her zorluğu bana kolaylaştır! Dünya ve âhirette âfiyet ver!) [Taberani]

( Allah'ım, kalbimi ve amelimi riyadan, dilimi yalandan, gözümü hıyanetten koru!) [Hatib]

( Allah'ım, beni ilimle zengin et, hilmle süsle, takva ile şereflendir!) [İ. Neccar]

( Allah'ım, iyiliğimi gizleyen, kötülüğümü yayan hilekâr dosttan sana sığınırım.) [İ. Neccar]

( Allah'ım, fakirlikte de, zenginlikte de tutumlu olmayı nasip et!) [Buhari]

( Allah'ım, borç altında ezilmekten ve düşmanın galebesinden sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah'ım, ölüm anında, şeytanın galebesinden sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah'ım, kötü kadınların fitnesinden sana sığınırım.) [Harâiti]

( Allah'ım, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.) [Nesai]

( Allah'ım, bize öyle bir şifa ver ki, geride hiç bir hastalık kalmasın!) [Ebu Davud]

( Allah'ım, Cenneti elde edip Cehennemden kurtulmayı senden istiyoruz.) [Hâkim]

( Allah'ım, sana dua edilince kabul ettiğin, bir şey istenince verdiğin, musibet ve sıkıntıların kalkması istenince kaldırdığın ismin hürmetine, senden istiyorum.) [İbni Mace]

( Ya Rabbi, ölümü bana kolaylaştır!) [İbni Ebi-d-dünya]

---------------------

Allahumme innî es’elüke hayra’l-mes’eleti ve hayra’d-duâi, ve hayra’n-necâhi, ve hayra’l-ameli ve hayra’s-sevâbi, ve hayra’l-hayâti ve hayra’l-memâti
Allahım! Senden Sana edilen ve edilecek olan duaların ve isteklerin en hayırlısını, başarıların, amellerin ve sevapların en hayırlısını istiyorum.
Senden yaşamın ve ölümün en hayırlısını da istiyorum Yâ Rabbi! ( Hâkim, el-Müstedrek, 1/701)

Dua
Allahumme innî es’elüke en terfea zikrî ve tedaa vizrî ve tusliha emrî ve tütahhira kalbî ve tuhsıne fercî ve tünevvira lî kalbî ve tağfira lî zenbî ve es’elüke’d-deracêti’l-ulâ

mine’l-cenneti âmînAllahım! Senden adımı yükseltmeni, günahımı azaltmanı, işlerimi düzeltmeni, kalbimi temizlemeni, iffet ve namusumu korumanı, kalbimi nurlandırmanı,

günahlarımı bağışlamanı istiyorum.
Allahım!
Senden Cennet’in en yüce derecelerini istiyorum. Amin. ( Hâkim, el-Müstedrek, 1/701)

- Allâhumme innî es’elüke hayra mâ âtî ve hayra mâ ef’alü ve hayra mâ a’melü ve hayra mâ betane ve hayra mâ zahara ve’d-deracâti’l-ulâ mine’l-cenneti âmîn.
Allahumme innî es’elüke’d-deracâti’l-ulâ mine’l-cenneti


Allahım! Senden Cennet’in en yüce derecelerini istiyorum.


Allâhümme metti’nî bisem’î ve basarî vec’alhümâ’l-vârise minnî vensurnî alâ men yezlimünî ve huz minhü bise’rî.
Allahım! Beni gözümle ve kulağımla nimetlendir. Onları benden hayırlı varisler yap. Zulmedene karşı bana yardım et. Benim hakkımı zulmeden kimsede bırakma.


Ebu Davud, Edeb, 101
Allahumme bike asbahnê ve bike emseynê ve bike nahyê ve bike nemûtü ve ileyke’n-nüşûr
Allah’ım! Senin inâyetinle sabahladık, Senin inâyetinle akşamladık. Senin inâyetinle yaşar
Senin izninle ölürüz ve dönüş Sanadır.


Ali el-Müttakî, Kenzu’l-Ummâl, hadis no : 18010
Allahumme innî es’elüke min fec’eti’l-hayri ve eûzü bike min fec’eti’ş-şerri
“Allah’ım! Senden sürpriz hayırlar diler, beklenmedik şerlerden Sana sığınırım.”


Ebu Davud, Edeb, 109
Allahümme mâ esbaha bî min ni’metin ev bi-eahdin min halkıke fe-minke vahdeke lâ şerîke lek, fe-leke’l-hamdü ve leke’ş-şükrü
Allah’ım! Benim üzerimde veya mahlukatından herhangi biri üzerinde şu sabaha çıkan her nimet ancak Sen’dendir. Senin ortağın yoktur. Hamd Sana mahsus, şükür de Sana mahsustur.

İbn Mace, Dua, 14
Radînê billêhi rabben ve bi’l-İslêmi dînen ve biMuhammedin rasûlen
Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, resûl olarak da
Hz. Muhammed’den râzı olduk.



Allâhümmağfir lenê verhamnê verda annê ve tekabbel minnê ve edhılnê’l-cennete ve neccinê mine’n-nêri ve aslih lenê şe’nenê külleh.
Allahım! Bizi bağışla. Bize merhamet et, bizden razı ol. Bizim dua ve niyazlarımızı kabul buyur. Bizi cennetine koy, cehennemden de koru ve her halimizi, her işimizi ıslah eyle!


Allahümme yê musarrife’l-kulûbi, sarrif kulûbenâ ilê tâatike.
Ey kalbleri evirip çeviren Yüce Allahım! Kalblerimizi Sana itaat etme yönüne doğru çevir Yâ Rabbi!


Nevevî, el-Ezkâr
Allahümmec’al’nî sabûran vec’alnî şekûran, vec’alnî fî aynî sağîran ve fî a’yüninnâsi kebîran.
Allahım! Beni çok sabreden, çok şükreden bir kul eyle. Beni kendi gözümde küçük;
fakat insanların gözünde büyük yap.


Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 10/110
Allahümmec’al hayra umurî âhirahû ve hayra amelî havêtimehû ve hayra eyyêmî yevme elkâke fîhi
Allahım! Ömrümün en hayırlı ânını sonu, amelimin en hayırlısını son amelim ve
günlerimin en hayırlısını ise Sana kavuştuğum gün kıl!

Buhari,Tevhid, 58
Subhânellâhi ve bihamdihî subhânellâhi’l-azîm
( İki kelime vardır ki, o ikisini söylemek dile çok hafif; Ahirette ise sevap tartısında
çok ağır gelir. Bu iki kelime aynı zamanda Rahman olan Allah’a da çok sevimlidir) :
“Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih eder ve O’na hamd ederim. Azîm olan Allah,
her türlü eksiklikten münezzehtir.”

Allah’ım! Sen’den yaptığım, işlediğim, ettiğim bütün işlerin en hayırlı olanlarını istiyorum. Gizli ve açık olarak yaptığım her işin en hayırlısını ve Cennet’in en yüce

derecelerini Sen’den istiyorum. Âmin
( Hâkîm, el-Müstedrek, 1/701)

- Allahumme innî es’elüke fevâtiha’l-hayri ve havâtimehû ve cevâmiahû ve evvelehû ve zâhirahû ve bâtınehû ve’d-deracâti’l-ulâ mine’l-cenneti âmîn
Allahım! Hayırların başlarını, sonlarını, hepsini, başını, sonunu, açığını ve gizlisini istiyorum. Sen’den Cennet’in en yüksek derecelerini istiyorum.
( Hâkîm, el-Müstedrek, 1/701)

- Allahumme innî es’elüke’d-deracâti’l-ulâ mine’l-cenneti
Allahım! Senden Cennet’in en yüce derecelerini istiyorum.

- Allahumme innâ neûzü bike min cehdi’l-belâi ve derki’ş-şekai ve sûi’l-kadâi ve şemâteti’l-a’dâi
Allahım! Bela ve fakirlikten, şekavetin gelip çatmasından, takdirin kötüsünden ve düşmanların başıma gelen şeylere sevinmesinden Sana sığınırız.
( Buhâri, Kader, 13)

- Allâhumme men rafika bi ümmetî ferfuk bihî
Efendimiz’in ( sas) yaptığı dualardan biri şudur : Allahım! Ümmetime rıfkla muamele edene sen de rıfkla muamele et yâ Rabbi!
( Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/62)

- Allahümme innî es’elüke fi’le’l-hayrâti ve terke’l-münkerâti ve hubbe’l-mesâkîn
Allahım! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi ve fakirleri sevmeyi istiyorum.
( Tirmizî, Tefsîru Sûre, 38/2, 4)


Allahumme innî es’elüke’d-deracâti’l-ulâ mine’l-cenneti


Allahım! Senden Cennet’in en yüce derecelerini istiyorum.


Allâhümme metti’nî bisem’î ve basarî vec’alhümâ’l-vârise minnî vensurnî alâ men yezlimünî ve huz minhü bise’rî.
Allahım! Beni gözümle ve kulağımla nimetlendir. Onları benden hayırlı varisler yap. Zulmedene karşı bana yardım et. Benim hakkımı zulmeden kimsede bırakma.


Ebu Davud, Edeb, 101
Allahumme bike asbahnê ve bike emseynê ve bike nahyê ve bike nemûtü ve ileyke’n-nüşûr
Allah’ım! Senin inâyetinle sabahladık, Senin inâyetinle akşamladık. Senin inâyetinle yaşar
Senin izninle ölürüz ve dönüş Sanadır.


Ali el-Müttakî, Kenzu’l-Ummâl, hadis no : 18010
Allahumme innî es’elüke min fec’eti’l-hayri ve eûzü bike min fec’eti’ş-şerri
“Allah’ım! Senden sürpriz hayırlar diler, beklenmedik şerlerden Sana sığınırım.”


Ebu Davud, Edeb, 109
Allahümme mâ esbaha bî min ni’metin ev bi-eahdin min halkıke fe-minke vahdeke lâ şerîke lek, fe-leke’l-hamdü ve leke’ş-şükrü
Allah’ım! Benim üzerimde veya mahlukatından herhangi biri üzerinde şu sabaha çıkan her nimet ancak Sen’dendir. Senin ortağın yoktur. Hamd Sana mahsus, şükür de Sana mahsustur.


İbn Mace, Dua, 14
Radînê billêhi rabben ve bi’l-İslêmi dînen ve biMuhammedin rasûlen
Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, resûl olarak da
Hz. Muhammed’den râzı olduk.


Allâhümmağfir lenê verhamnê verda annê ve tekabbel minnê ve edhılnê’l-cennete ve neccinê mine’n-nêri ve aslih lenê şe’nenê külleh.
Allahım! Bizi bağışla. Bize merhamet et, bizden razı ol. Bizim dua ve niyazlarımızı kabul buyur. Bizi cennetine koy, cehennemden de koru ve her halimizi, her işimizi ıslah eyle!


Allahümme yê musarrife’l-kulûbi, sarrif kulûbenâ ilê tâatike.
Ey kalbleri evirip çeviren Yüce Allahım! Kalblerimizi Sana itaat etme yönüne doğru çevir Yâ Rabbi!


Nevevî, el-Ezkâr
Allahümmec’al’nî sabûran vec’alnî şekûran, vec’alnî fî aynî sağîran ve fî a’yüninnâsi kebîran.
Allahım! Beni çok sabreden, çok şükreden bir kul eyle. Beni kendi gözümde küçük;
fakat insanların gözünde büyük yap.


Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 10/110
Allahümmec’al hayra umurî âhirahû ve hayra amelî havêtimehû ve hayra eyyêmî yevme elkâke fîhi
Allahım! Ömrümün en hayırlı ânını sonu, amelimin en hayırlısını son amelim ve
günlerimin en hayırlısını ise Sana kavuştuğum gün kıl!

Buhari,Tevhid, 58
Subhânellâhi ve bihamdihî subhânellâhi’l-azîm
( İki kelime vardır ki, o ikisini söylemek dile çok hafif; Ahirette ise sevap tartısında
çok ağır gelir. Bu iki kelime aynı zamanda Rahman olan Allah’a da çok sevimlidir) :
“Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih eder ve O’na hamd ederim. Azîm olan Allah,
her türlü eksiklikten münezzehtir.”

Sıkıntı ve musibet anında okunacak dua
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. Allâhumme indeke ahtesibü musîbetî fe’cürnî fîhâ ve ebdilnî bihâ hayran minhâ
Biz Allah’a aitiz ve her an O’na dönmekteyiz. Allahım! Bu musibetimde bana mükâfat lutfeyle! Sonra da bundan daha hayırlısını ihsan et!
( Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/317)

--------------------



Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır :

17_1

“Büyük zorluklara dûçar olduğunuz zaman «Allah bize yeter, O ne güzel vekildir» zikr-i cemîline devâm ediniz.” ( Ebû Dâvud, Vitr, 25; Tirmizî, Kıyâme, 8; İbn Hanbel, Müsned, I,

336)

16_2“Cenâb-ı Hak duâda fazla ısrar edenleri sever.” ( Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no : 1876)

17_1 ( 1)“Eğer bir kul, Cenâb-ı Hakk’a bir hususta duâ eder de icâbet olunmazsa onun yerine bir hasene, yani bir sevâb yazılır.” ( Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl, II, 67/3150)

17_2“Bir babanın oğlu için duâsı, bir peygamberin ümmeti hakkındaki duâsı gibi makbûldür.” ( Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no : 4199)
17_3

“İyilik görenlerin iyilik gördükleri kimseler hakkında ettikleri hayır duâları reddolunmaz.” ( Tirmizî, Birr 5)
17_4

“Ezân ile ikâmet arasında yapılan duâ müstecâbdır. Bu arada hemen dûa ediniz.” ( Tirmizî, Salat, 44, Deavât, 128; Ebû Dâvud, Salât, 35)

18_1

“Kaderden sakınmak kaderi defetmez. Lâkin sâlihlerin duâsı, nüzûl etmiş ve edecek olan elem ve musîbeti defetmeye ve kaldırmaya medâr olur. İş böyle olunca ey Allah’ın kulları,

duâ ediniz.” ( Tirmizî, Deavât, 101; İbn Hanbel, Müsned, V/224)

18_2

“Kur’ân-ı Azîmü’ş-şan her ne vakit hatmolunursa akabinde yapılan bir duâ müstecâbdır.” ( Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no : 8183. Bkz. Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, 33)

18_3

“Bir kimsenin sevdiği bir kimse aleyhinde olan duâsının kabûl olunmamasını Cenâb-ı Hakk’tan istirhâm eyledim.” ( Keşfü’l-Hafâ, 1/404 ( Dârekutnî’den)

18_4

“Bir farz namazını huşû ile edâ eden kimsenin o namazın akabinde vâkî olacak bir duâsı mestecâb olur.” ( Buhârî, Cihâd, 180; Müslim, İman, 39; Ebû Dâvud, Zekât, 5; Tirmizî,

Zekât, 6; Dârimî, Zekât, 1; Muvatta, Da’vetü’l-mazlûm, 1; İbn Hanbel, Müsned, I, 333)

19_1

“Mazlumun bedduâsından sakınınız. Zirâ bir kıvılcım sür’atiyle semâya icâbete yükselir.” ( Ali el-Müttakî, no : 7601)

19_2

“Fâcir bile olsa mazlûmun duâsı makbûl olur. Onun kötülüğü ve günahları ise kendi aleyhinedir.” ( İbn Hanbel, II, 367)

19_3“Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki : Kim bana duâ etmezse ona gadab ederim.” ( İbn Mâce, Duâ, 1; İbn Hanbel, III, 477) Zîrâ bu hal ya gafletten, yahut kibirden ileri gelir.

20_1“Müslüman kardeşinin ayıp ve çıplak yerlerini setrederek onu dünyâda rüsvay etmeyen kimsenin ayıplarını Cenâb-ı Hakk kıyâmet gününde setreder.” ( Buhârî, Mezâlim, 3;

Müslim, Birr, 58; Ebû Dâvud, Edeb, 28; Tirmizî, Birr; 19; İbn Mace, Mukaddime, 17; İbn Hanbel, III, 91, 252)

20_3

“Dünyânın geniş vakitlerinde, yani sıhhat, servet, asâyiş ve emniyet gibi esbâb-ı istirahat mükemmel olduğu bir zamanda Cenâb-ı Hakk’a ibâdet ve tâat ile kendini takdîm et ki,

muzâyakalı sıkıntılı bir zamanda seni lutf ile yâd edip gözetsin.” ( İbn Hanbel, I, 307; Tirmizî, Deavât, 9)

21_1

“Ana ve babaya iyilik ömrü artırır. Yalan söylemek rızkı noksanlaştırır, duâ kazâya siper olur.” ( Buhârî, Mevâkîtü’s-salât, 5; Müslim, Îmân, 137; Ebû Dâvud, Edeb, 130;

Tirmizî, Salât, 13; Nesâî, Mevâkît, 51; İbn Mâce, Edeb, 1)

21_2
“Kendisine ilticâ ile bir ricada bulunan kimsenin ricâsını kesip atanın duâ ve ricâsını da Allah kesip atar.” ( Aclûnî, Keşfü’l-hafâ, II, 272/2573)

21_3

“Bir kimsenin yanında mü’min kardeşi hakarete uğrar, zillete düşürülür de gücü yettiği hâlde ona yardım etmezse, Allah da onu kıyâmet günü herkesin huzûrunda zelil eder.” ( İbn

Hanbel, III, 487)

22_1

“Her kim duâlarının kabûlünü, gam ve üzüntülerinin def olup kaldırılmasını arzû ederse sıkıntıda bulunanların imdâdına yetişsin.” ( Müslim, Müsakat, 32; İbn Hanbel, Müsned

3/32)

“İşlerde istihâre edenler, yani Allah’tan hayır dileyerek rızâsına muvafık hareket edenler zarar etmezler. İstişâre edenler de işin sonunda pişman olmazlar. İdâr-ı maîşetinde

isrâf etmeyip i’tidal yolunu iltizâm edenler de fakr u zarûrete düşmezler.” ( Heysemî, Mecmau’z-zevâid, II, 280)



23_1

“Bir işe başlamak istediğin zaman âkıbetini iyice tefekkür edip hayr u sevâbı mûcib ise devâm et, şerr ü ıkâbı mûcib ise ictinâb et!” ( Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no : 414)23_2

“Hikmet on kısımdır. Dokuzu uzlette, diğeri de sükûttadır. Yâni ( kişinin lisânını) mâlâyâniden/kendisini ilgilendirmeyen ve lüzûmsuz şeylerden hıfzeylemesindedir.” ( Suyûtî,

el-Câmiu’s-sağîr, no : 3828 )

23_3
“Akâid-i fâside ve bid’at sâhiplerinin ibâdetini Cenâb-ı Allah kabul etmekten imtinâ buyurmuştur. Meğer ki tevbe edip ehl-i sünnet ve’l-cemaat îtikâdına rücû etsin.” ( İbn

Mâce, Mukaddime, 7)

Ebû Hüreyre –radıyallahu anh- der ki : Rasûl-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– şöyle buyurmuşlardır :

“Her bir peygambere kabul edileceği vaad edilen bir duâ hakkı verilmiştir. Ben ümmetime şefaat olmak üzere duâmı âhirete bırakmak istiyorum.” ( Müslîm, Îman, 334, 335 vd.

Buhârî, Deavât, 1; Tirmizî, Deavât, 130; İbn Mâce, Zühd, 37; Dârimî, Rikak, 85; Muvatta’, Kur’ân, 26)

Ebû Hüreyre’den gelen diğer rivayette ise Rasûl-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem- : “Her peygamberin mutlaka kabul edileceği vaad edilen bir duâsı vardır. Diğer

peygamberler o haklarını bu dünyada kullandılar. Ben ise duâmı kıyamet günü ümmetime şefaat etmek üzere sakladım. Ümmetimden Allah’a şirk koşmadan ölenler inşaallah bu duâya

nâil olacaklardır.” ( Müslim, İman, 338 )

Enbiyây-ı izamın her duâsının müstecâb olması kuvvetle umulur ise de, kat’î olmayıp yalnız bir duâlarının kesin olarak kabul edileceği kendilerine bildirilmiştir. O duâ, her bir

nebîye Allah tarafından husûsî olarak verilen duâdır. Ezcümle Hazret-i Âdem –aleyhisselâm– bu müstecâb duâsını tövbesinin kabul olması için; Hazreti Nuh –aleyhisselâm–

kavmininin helâki ve beraberindeki mü’minlerin kurtulması için, Hazret-i İbrahim –aleyhisselâm– Mekke-i Mükerreme ve Beytullah için, Hazreti Musa –aleyhisselâm– Fir’avn’ın

helâki için, Hazret-i Îsâ –aleyhisselâm– gökten bir mâide sofra indirilmesi için etmişler ve müstecâb olmuştur.

Hazret-i Rasûl-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– Efendimiz ise, bu kesinlikle kabul olunacağı Allah tarafından te’min olunan duâsını, ümmetine şefaat için âhirete

bırakmıştır. Ne mutlu O’nun sünnetine sımsıkı sarılan mü’minlere.

------------------------


Duâ tle İlgili Hadis i Şerifler :

Duâ insanın korunacak silâhı, dinin temeli, yerlerin ve göklerin ziyasıdır.”

Duâ mü’minin atom kadar tesirli bir silâhıdır. Nasıl insan silâhla kendisinde bir kuvvet hissediyorsa, duâ ile de insan kedisinde bir manevî dayanak bulmuş ve ona güvenmiş

oluyor. Duâ yapıp yatmak yoktur. Duâ ile beraber hareket etmek ve gereken saldırıyı yapmak şarttır. Peygamberimiz harbe gideceği zaman, önce duâ der, arkadan zırhını giyer ve

hemen harb meydanına giderdi. Arslan gibi düşman karşısında ceng ederdi. “Ben duâ yaptım, artık bekleyeyim, hücum etmeyeyim.” demezdi. Çünkü herşeyi duâ ile beklemek, hareket

etmemek haksızlıktır. İslâm bize duâ ile birlikte hareketinizi de gösteriniz, diyor. Ekini ekmeden mahsul beklemek, evlenmeden evlâd beklemek ne ise, yalnız duâ yapıp icabına

bakmamak da öyledir.

İşte duâ yukarıda anlatılan şartlar muvacehesinde yapılırsa geçerlidir. Yoksa kurülcuruya bize manevî silâh olmuş olmuyor. Herşeyi olduğu gibi anlamamız lâzım geliyor. Aksi

halde şifa beklerken, hastalık kaparız.

Cenab-ı Hak hadis-i kudsîsinde buyuruyor : Bana dua etmeyen kişiye gadap ederim ( azarlarım). “<2>

Cenab-ı Hak kendisine duâ etmeyenin azarlanacağını bildiriyor. Zira duâ etmeyen kimse kibrini ve gururunu sürdürmek istiyor. Allah ise kibredenleri sevmiyor. İnsan her zaman

için muhtaçtır. Yaratana sığınmak mecburiyetindedir. Hz. Allah, kul isterse vereceğini vaad ediyor. İnsanlar çok zaman yaptıkları vaadden vazgeçiyor. Hal böyle iken, yine

insanlar insanlardan ihtiyaçlarını temin ediyor. Hiç sözünden dönmeyen Allah’tan istemek esastır, çünkü O’nun vereceği ölçüsüz ve sitemsizdir.

Duâ kulluğun can damarıdır.’^

Duâ, cidden bütün ibadetlerimizin özüdür. İnsan ancak duâ ile yaptıkları ibadetleri kabul ettirebilir ve yine duâ sayesinde yapmış olduğu günahlarını bağışlatabilir. Bu bakımdan

duâ bütün emellerin hulâsasıdır. Buna sık bir süzgeç te diyebiliriz. Nasıl sütün temiz kısmını süt süzgeçleri ayıklıyorsa, amellerimizin temizini de ancak duâ süzgeçimizle

ayıklayabileceğiz. Duâ dudakla değil, gönül ile ve ihlâsla yapılmalıdır. Arzu edilen noktaya ancak o zaman varılabilir.

Muhakkak ki duâ, gelen ve gelmeyen belâlara fayda verir. Ey Allah’ın kulları, sizler duâya devam edin. ‘

Yapılan duâlar gelecek olan belâlara karşı bir duvar mesabesindedir. Cenab-ı Hak kullarına terbiye için veya günahlarını dökmek için belâ ve musibetlerden onları korur. Çünkü

Peygamberimiz böyle haber vermiştir. Yukarıdaki hadis-i şerifi bunun canlı bir işaretidir. Nasıl ki hızlı akan suyu dıırr durmak için önüne bir duvar yapılıyor ve akan suyu o

duvar durduruyorsa, gelen ve gelmeyen belaları da duâlarımız inşallah önleyecektir. Ancak sağlam imanla ve kuvvetli itikatla duâ etmek gerekir.

Kazayı ancak duâ önler ve ömrü yalnız iyilik uzatır.

İslâm inançlarına göre kaza, ezelde takdir buyurduğu şeylerin Allah tarafından yaratılmasıdır. Kader, ilim ve irade sıfatına, kaza ise halk etmek sıfatına aittir. Alah kullarına

irade vermiştir. İyilik ve kötülük kendi isteği ile meydana gelmektedir. İki çeşit kaza vardır; bunların izahları ilm-i kelâmda yapılmıştır. Duâ ile gelen kazalar önlenebilir,

bunu Peygamberimiz haber vermiştir. Nasıl kirleri sabun temizlerse, gelecek olan belâları da duâ öylece temizler. Onun için duâ böyle en önemli hadiseler için büyük bir siper

sayılmaktadır.

Sizden biriniz duâ ettiği zaman, yapmış olduğu duasına âmin desin.

Bir insan ev.velâ yapmış olduğu duâya inanmalı ve duâ ederken “âmin” demelidir. “Âmin” manayı fiildir. Kabul demektir. Duânın kabulünü istemek hepimizin vazifesidir. Yoksa kabul

olsun, olmasın ben yapayım da ne olursa olsun denmemelidir. Âmin demek yalnız biz ümmeti Muhammed’e verilmiş bir ilâhî bahşişdir. Ancak âmin kelimesini dudakla değil, kalble

söylemek gerekmektedir.

Kalbinizde acıma hissi olduğunda duâ etmeyi bir avantaj bilin. Zira bu rahmet kaynağıdır. “<7>

Kalbde bir yumuşama hissedilince, yapılan dul rahmete ve kabule vesiledir. Resûlullah ( s.a.v.) : “Merhamet edin ki, merhamet olmasınız.” buyurmuştur. Onun için kalb

vasıtasiyle ve merhamet hissiyle olan duâ daha özellik kazanmaktadır.

Ezan ve kamet arasında yapılan duâ geri çevrilmez•

İslâm’da ezanın ne derece üstünlük taşıdığı şüphesizdir. Ezân sesi, Kur’-an sesi şeytanın hiç sevmediği seslerdendir. İşte bu sebeple ezan ve kamet arasında yapılan duâlar

reddolunmayacak, mutlaka arzulanan istikamete doğru ilerleyecek ve Hakkın rızasına ulaşacaktır. Zaten bizim gayemiz, Hakkın rızasını kazanmaktır. Ezana hürmet, Allah’a

hürmettir. Esefle kaydedelim ki, ezana gereken hürmet ve saygı gösterilmemektedir. Halbuki bu çağrının mana ve önemi çok büyüktür. Bunu yavrularımıza anlatmak ve onların da

ilgilerini o noktaya doğru çekmek lâzımdır.

Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secdede bulunduğu andır. O halde duayı çok yapın. “<9)

Secde namazın son huşû yeridir. Allah’a en yakın olan bir merhaledir. Buradaki yakınlık ilmî yönden bir yakınlıktır, manevî sahada bir feyizlenme hâlidir. Bir âyet i kerimede

Mevlâ, habibine : “Secdeye kapan, bana yaklaş” ( İkrâ’ sûresi) demiştir.

Şair bu hususta şöyle demiştir :

“Yüzünü yerler altına ko kim,

Hak Teâlâ asuman etsin seni. ”

Yani yüzünü Allah için yerlere kadar indirir, tevazu gösterirsen, Allah seni kıyamet gününde en yüksek makamlara çıkarır, demektir. İşte hakiki yükseliş budur. Onun için secde

halinde yapılan duâ otururken yapılan duâdan daha geçerlidir. Nitekim Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde buyururlar ki :
“Kim ki secdede duâ niyyetiyle 41 defa ‘Lâilâhe illâ e’nte siibhaneke innî küntü minezzâlimine’ derse dileğini Mevlâ kabul buyuracaktır.”

Duanın kabul olunması yönünden en hızlısı, bir kimsenin gıyabında bir başkasına yaptığı duâdır.

Bir kimsenin din kardeşine, yüzüne karşı değil de arkasından onun hiç haberi olmadan yaptığı duâ daha geçerlidir. Çünkü onda riya denen illet yoktur. insanların birbirlerini duâ

ile hatırlamaları müslümanlığın icâbıdır. Peygamberimiz, bir hadis-i şeriflerinde : “Günahsız ağızlarınızla duâ edin. ” buyurmuştur. Çünkü her insanın ağzı kendisi için

günahkârdır, başkası için değildir.

Duâ etmekte acziyet göstermeyiniz. Çünkü duâ yapmak suretiyle hiçbir kimse kat’iyyen helâk olmaz. “<1,)

Duada tembellik hissetmek, gerinmek, esnemek ve istemeyerek duâ etmek iyi değildir. Âcizlik göstermek doğru olmaz. Bütün ibâdetlerde olduğu gibi, duâ etmek te canlılık ister.

Yalvaran, isteyen kul mahrum olmaz, derler. Bu çok yerinde bir sözdür, isteyen hiçbir zaman mahrum kalmaz. Öyle ise istemekten usanmayalım. Zira Allah ( c.c.) vermekten

yorulmaz. Kul “Yâ Rabbî” dediği an, Hz. Allah “Lebbeyk = Buyur kuhım. Ne istersen iste. “der. Âcizlik yok canlılık var. İnanarak benden iste, demek istiyor.

Haktan istediklerimiz şeylerin bir kısmı bu dünyada verilmeyebilir. Çünkii onları Mevlâ bize öteki dünya için hazırlamıştır. Bu dünya nasıl olsa geçer. Fakat öteki dünyada

ihtiyacımız daha fazladır. Biz yeterki duâ yapalım, sermaye biriktirelim, bizim soluklarımız zâyi olmaz. Onları Rabbimiz hesap ettirir ve karşılığını âhirette bize bol bol ihsan

eder.

Allah nazarında duadan daha üstün bir şey yoktur. “<12)

Duâ yapmak kadar kıymetli ve şerefli hiçbir vazife ve kulluk yoktur. Kul, duâ etmekle Rabbine muhtaç olduğunu göstermektedir. Aksi halde ona muhtaç değilim demek ister. Halbuki

herşeyi Allah’tandır, hiçbir hareketi kendisinden değildir. İbrahim Hakkı Hazretlerinin dediği gibi : “Ve hep muhtaç gayrullâh” Yam Allah’tan başka hepsi muhtaçtır. Nasıl olur

da insan Rabbine sığınmaz, onun yolunda bulunmaz ve en şeref kazanacağı duâda bulunmaz. Kulun duâsı olursa Hak nazarında değeri olur, duâsı olmaz değeri olmaz. Nitekim yukarıda

zikrettiğimiz âyetlerde bu husus açıklanmıştır. Rab-bimiz şöyle buyuruyor :

“( Ey Habibim, kâfirlere) de ki : Eğer sizin ibadetiniz ve duâmz olmamış olsa idi benim Rabbim size değer vermezdi.

Demek insanın duâsı ve ibadeti olmayınca varlığı ile yokluğu birdir. Değer ve kıymet, iman, ibadet ve duâ iledir. Çünkü insanın yaratılışının hikmeti, Allah’ı bilmek ve O’na

kulluk etmektir.

Enes İbni Mâlik anlatıyor : Cebrâil Aleyhisselâm : “Yâ Râb, falan kulun arzusunu kabul et.” diye niyazda bulunur. Cenab-ı Hak şu cevabı verir : “Onu bırakın yalvarsın, çünkü

ben onun sesini işitmeyi severim. ”

Demek oluyor ki, Allah Teâlâ kullarının yalvarmalarını sever.

Bir Mukayese :

İslâm bilginleri arasında duâ hakkında bir kıyaslama geçmiştir. Bunun özeti şöyledir :

İslâm bilginlerinin bir kısmı, “Duânın faidesi yoktur.” Diğer bir kısmı da; “Duanın faidesi vardır. Zira bunu Kur’an-ı Kerim haber vermektedir.” dediler.

Faidesi yoktur, diyenlerin ileri sürdükleri sebepler şunlardır :

“Duâ yapılan husus Allah nazarında makbul ise ve o iş olacaksa, mutlaka olacaktır, duâya ne lüzum var. Eğer Cenab-ı Hak nezdinde vuku bulma-yacaksa, böyle bir şey ile uğraşmamız

fuzuli olur.

Bu fanî âlemde herşeyin yaratıcısı Allah’tır. Fakat duâ, Allah ezelde her ne yazmış ise o suretle meydana geleceğine dair kaza ve kaderi kabul etmeyip, kendi arzusunu tercih

etmekten başka bir şey değildir. Duâdan maksat, kulların arzularına ait yalnızca bir yalvarış ve yakarış ise, Cenab-ı Hak o işi tekeffül etmiş ve söz vermiştir. Kullara ait bir

maslahat niyaz edilmiyorsa, yine fuzuli ve beyhude bir meşgaledir.”

Bu ifadelere karşı Tefsir-i Kebir sahibi İmam Fahreddin-i Râzî’nin verdiği çok tatminkâr cevabın özetini veriyoruz :

“Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’inde Peygamber Efendimiz’e hitaben “Sana ruhdan, dağlardan, kıyametten, nereden dağıtacağımızdan, haram olan aylardan, içki ve kumardan, Zil-

Karneyn’den, sorarlar. Sen cevaben onlara şöyle söyle diye tenbihatlarda ve talimatlarda bulunmuştur. Sanki Cenab-ı Hak şöyle demek istemiştir :

Ey kulum, duâdan başka her hususta sana bir vasıta lâzımdır. Fakat duâ da vasıtaya lüzum yoktur. O seninle benim aramda bilinmiş bir husustur. “Fe innî karîbun.” Yani ben kuluma

yakınım. Âyet-i celilede kul ile Allah arasında sağlam bir bağ ve mühim bir sır vardır. Çünkü ölmeğe mahkum olan kul ezelî olan Allah’a yakın olamıyor. Fakat Cenab-ı Hak “Fe

innî karîbun. ” diye kuluna yaklaşıyor. Kul dünya işlerine daldıkça Haktan uzaklaşıyor, fakat duâ yapınca Hakka yaklaşıyor ve Hakkı kendisine yaklaştırmak istiyor. Onun için duâ

ibadetin efdali sayılıyor.

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’in bir çok yerlerinde duânın lüzumunu emrediyor : Meselâ : “Bana duâ edin ben kabul edeyim, “diyor. Yine Mevlâ buyuruyor : “Onlar sıkıntıya maruz

kaldıkları vakit, Allah Teâlâ’ya tazarru ve niyaz etmediler mi? Etmeli idiler; lâkin kalpleri katılaştı. Şeytan da yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi, yalvarıp

yakarmadılar. ” “Allahü Teâlâ’dan korkarak ve rahmet ve icabetinden ümitvar olarak duâ ediniz. Allah ‘m rahmeti ihsan edenlere yakındır. ” Bunlara benzeyen daha bir çok âyetler

vardır. Bunu inkâr etmek ne büyük cür’ettir. Kur’an-ı Kerim’de : “Istecib, ecib, ammenyecib” gibi kelimelerin delâletiyle duâların behemehal kabul buyurması lâzım gelir.

Devamlı yapılan duâların kabut edilmediği iddiasına gelince :

1- Yukarıda zikredilen âyetlerin manaları mutlaktır. Fakat “Bel iyvâhıı ted’ûne feyekşifu ma ted’ûne ileyhi inşâe.” âyet-i celilesiyle dilerse kabul edeceğini takyiden beyan

buyurmuştur. Şüphesiz ki mutlak olanlar mukavved olanlara bağlıdır.

2- Duâcının kabul ettiği şey kaza ve kadere muvafık ise verilir. Değil ise, yapılan duâ ile nefsine bir ferahlık, kalbine bir sükûnet ve itminan gelir; meydana gelecek kaza

ve kader ile belâya kolaylıkla katlanması husule gelir.

3- Ebu Saîd el-Hudrî’den rivayet edilen hadis-i şerifte : “Müslümamn duâsı reddolunmaz, şer’an yasaklanmış bir şeye veya akraba ve taallûkatından olanların ölümüne duâ

etsin, elbette böyle duâ kabul olunmaz. Kabul olunan du-âda yâ dünyada iken meyvasım görür veya âhiret için yapılan duânın faidesi saklanır veyahut duâsı nisbetinde gelecek bir

kaza ve belâ def olunur.”

Bu hadis-i şerife göre yukarıdaki suali sormaya lüzum kalmıyor. Duânın meyvası âhirete saklanıyor veya farkına varmadığı belâya siper oluyor.

4- Duâ eden kimsenin Cenab-ı Hakkın kaza ve kader, ilim ve hikmet sıfatları ile muttasıf olduğunu bilmesi lâzımdır. Bu sıfatları bilirse, “Ya Rab-bi, şu istediğim şey kaza ve

kaderine, ilim ve hikmetine muvafık ise lütfen kabul buyur.” der. Yoksa kaza ve kaderle mücadele etmez.”

Tenbihü’l-Gafilîn isimli kitapta şöyle yazılıdır : Peygamberimiz Efendimiz şöyle buyurdu : “Kul acele etmedikçe daima hayırdadır.” Ashabı kirâm : “Nasıl olur ya Resûlallah?”

dediler. Resûl-i Ekrem cevaben : “Kul, Allah’a duâ ettim de kabul buyurmadı demezse.” dedi.

Yezid er-Rakkâşî ismindeki sahabe ( r.a.) buyurur : “Kıyamet gününde Cenab-ı Hak kulların duâlarını meydana çıkarır ve : ‘Vaktiyle yapmış olduğunuz falan, falan duânın sçvabı

budur.’ denir. Bu hali görenler ‘Keşki dün-yadakiler de bu güne bırakılmış olsalardı.’ derler.”

Bunun için Atâullâh el-Hikemî şunu söylemiştir : “Duâya devam ve İsrara rağmen kabul olunmuyorsa senin ümitsiz olmana lüzum yoktur. Çünkü Cenab-ı Hak duâyı kabul buyuracağını

vaad etmiştir. Fakat senin işine yarayacak bir halde bir zamana saklamak suretiyle, yoksa senin arzu ettiğin iş ve zamana göre değil.”

Görülüyor ki duânın lüzumu vardır. Bunu inkâr etmek veya küçümsemek mümkün değildir. Müslümanlar yaptıkları duâ ile ferahlanırlar, bir yen-liklik hissederler. Dilenci nasıl

istemeğe çıktığı ve istemeği sıklaştırdığı vakit cebi doluyorsa, müslüman da Rabbinden çok çok istediği zaman, onun gönlü doluyor, ruhu neş’eleniyor ve kalbi cilâlanıyor.

Öyle ise ilk söz alan âlimlerin değil, bunlara cevap veren âlimlerin sözleri geçerlidir. Bilhassa büyük tefsir sahibi imamı Fahürrâzî’nin getirmiş olduğu delilleri son derece

ikna edici ve mantık bakımından kabul olunacak seviyededir. Yapılan duânın kabulüne inanacağız ki, duâmızdan bir şey bekleyelim.

Büyük İslâm âlimlerimiz ve mütefekkirlerimizden İmamı Gazâlî, duânın önemi ve edebleri hakkında şöyle söylüyor :

Kur’an’dan sonra zikir ve duâ ile ihlâsla meşgul olandan daha faziletli bir kimse yoktur. Ve yaptığı bu amelinden daha makbul bir amel de yoktur.


Kabul olacağı hadislerle belirtilen bir dua var mı?

Her peygamberin muhakkak kabul olan bir duası vardır
Hz. Ebu Hureyre ( ra) anlatıyor : "Resulullah ( asm) buyurdular ki :
"Her peygamberin müstecab ( Allah'ın kabul edeceği) bir duası vardır. Her peygamber o duayı yapmada acele etti. Ben ise bu duamı kıyamet gününde, ümmetime şefaat olarak

kullanmak üzere sakladım ( kullanmayı ahirete bıraktım). Ona inşaallah, ümmetimin şirk koşmadan ölenleri nail olacaktır." ( Buhari, Müslim, Muvatta, Tirmizi)
Ayrıca;
Şu kimselerin dualarının makbul olacağı rivayet edilmiştir
Resulullah ( asm) buyuruyor ki :
“Şu üç dua muhakkak kabul edilir :
• İftara kadar oruçlunun duası,
• Haksızlığa uğrayanın duası,
• Adaletten ayrılmayan devlet büyüğünün duası.
Bu duaların her üçünü de Allahü Teala kabul etmek üzere bulutlar üstünde göğe yükseltir. Ve onlara semanın kapılarını açarak şöyle buyurur : “Ululuğun büyüklüğün hakkı için

müddet sonda olsa bile sana yardım ederek ve seni kabul edeceğiz.” ( Cami’üs-Sağir)
Resulullah ( asm) buyuruyor ki :
“Şu üç dua muhakkak kabul edilir :
• Babanın evladına duası,
• Misafirin duası,
• Haksızlığa uğrayanın duası. ( Cami’üs-Sağir)
Resulullah ( asm) buyuruyor ki :
“Şu beş dua muhakkak kabul olunur :
• Öcünü alıncaya kadar haksızlığa uğrayanın duası,
• Evine dönünceye kadar hacının duası,
• Savaştan dönünceye kadar gazinin duası,
• İyileşinceye kadar hastanın duası,
• Mümin kardeşinin ardından dua eden müminin duası.” ( Cami’üs-Sağir)
Resulullah ( asm) buyuruyor ki :
“Yunus Peygamber balığın karnındayken şu duayı okuyordu : “Senden başka Allah yoktur. Allahım seni bütün noksanlıklardan uzak tutarım. Ben öz nefsime yazık edenlerden oldum.”

Bu duayı okuyarak her hangi bir dilekte bulunan müminin dileğini yüce Allah muhakkak yerine getirir.” ( Cami’üs-Sağir)
Bazı özel vakitlerde edilen dualar makbul olur
Hz. Enes ( ra) anlatıyor : "Resulullah ( asm) buyurdular ki :
"Ezanla kamet arasında yapılan dua reddedilmez ( mutlaka kabule mazhar olur.)"
"Öyleyse, dendi, "Ey Allah'ın Resulü, nasıl dua edelim?"
"Allah'tan, dedi, dünya ve ahiret için afiyet isteyin!" ( Ebu Davud, Tirmizi)
Müslüman kişi için üç vakit vardır, onlarda dua ederse, sıla-i rahmi kıran ve günah olan bir şey taleb etmedikçe, kendisine mutlaka icabet edilir : Namaz için müezzin ezan

okurken susuncaya kadar, savaşta iki saf karşılaşınca Allah aralarında hükmedinceye kadar, yağmur yağarken kesilinceye kadar." ( Kütüb-i Sitte)
İsmi azamla yapılan dualar makbul olur
Hz. Büreyde ( ra) anlatıyor : "Resulullah ( asm), bir adamın şöyle söylediğini işitti :
"Allah'ım, şehadet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum; Sen, kendisinden başka ilah olmayan Allah'sın, birsin, Sametsin ( hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey

sana muhtaç), doğurmadın, doğmadın, bir eşin ve benzerin yoktur."
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz ( asm) buyurdular : "Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a yemin olsun, bu kimse, Allah'tan İsm-i Azamı adına talepte bulundu. Şunu bilin ki, kim

İsm-i Azamla dua ederse Allah ona icabet eder, kim onunla talepte bulunursa ( Allah ona dilediğini mutlaka) verir." ( Tirmizi, Ebu Davud)
Geceleyin uyanan kimsenin yapacağı dua makbul olur
Ubade Bin Samit’den ( ra) rivayete göre, Resulullah ( asm) şöyle buyurmuştur : Her kim geceleyin herhangi bir sebeple uyanır da şu duayı yaparsa duası mutlaka kabul edilir :
“Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Ancak tek ilah olan Allah vardır. Onun ortağı da yoktur. Her şey onundur ve onun her şeye gücü yeter. O Allah’ı her türlü noksanlıktan

tenzih edip büyük kabul ederim. Her türlü eksiksiz övgüler ona aittir. Ondan başka hiçbir gerçek ilah yoktur. Ancak o vardır. O Allah en büyüktür. Her türlü güç ve kuvvet

onundur” der ve sonra : “Rabbim beni bağışla der veya dilediği duayı yaparsa duası kabul olunur. Sonra biraz daha gayret edip abdest alır ve namaz kılarsa namazı da mutlaka

kabul edilir.” ( Buhari, Ebu Davud)
Ebu Hüreyre’den ( ra) rivayete göre, Resulullah ( asm) şöyle buyurdu : “Gecenin son üçte biri kalınca Rabbimiz dünya semasına iner ve şöyle der : Bana dua eden var mı

duasını kabul edeyim. Benden isteyen var mı? Kendisini bağışlayayım.” ( Buhari, Müslim)
Kabul olacağı ümit edilerek ve ciddiyetle edilen dualar makbuldür
Ebu Hüreyre’den ( ra) rivayete göre, Resulullah ( asm) şöyle buyurdu : “Allah’a kabul edileceğini gerçekten bilerek dua ediniz. Biliniz ki Allah, umursamazlık ve oyun eğlence

türünden yapılan duaları kabul etmez.” ( Tirmizi)
Her dua Allah ( cc) katında karşılık bulur
Şunu da unutmamak gerekir ki; her dua makbuldür, Allah ( cc) katında karşılık bulur. Duaların kabulü ise üç şekilde gerçekleşir :
Ya edilen duanın aynen dünyada eseri görünür. Ya Allah-ü Teala kişiye istediği şeylerden daha hayırlısını nasip eder. ( Zira istediklerimizin bizim için hayırlı mı şer mi

olduğunu bilen O’dur ( cc). Biz ise bundan aciziz.) Ya da hayatı ebediye cihetinde kabul olur. Yani dua eden duasının neticesini cennet nimetleri suretinde alır.
Demek arzu ettiğimiz şeyler aynen vücuda gelmezse dua kabul olmadı denilmez, belki daha iyi bir surette kabul oldu denilir.

En Güzel Dualar ( Peygamberimizin Dilinden 40 Dua)

1. Allahümme bike esbahnâ ve bike emseynâ ve bike nehyâ ve bike nemûtü ve ileyke’l-masîr.

“Allah’ım! Senin iznin ve yardımınla sabahladık ve akşamladık. Yine senin izin ve yardımınla yaşar ve ölürüz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

( Ebû Dâvûd, “Edeb”, 110; Tirmizî, “Deavât”, 13; İbn Mâce, “Dua”, 14)

2. Allahümme e’ûzü bi rızâke min sehatike ve bi muâfâtike min ‘ukûbetike ve e’ûzü bike minke lâ uhsi senâen ‘aleyke ente kema esneyte ‘ala nefsike.

“Allah’ım! Öfkenden rızana; cezandan affına sığınırım. Senden yine sana sığınırım. Sana övgüyü saymakla bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.”

( Müslim, “Salât”, 222)

3. Allâhümme innî e’ûzü bike min zevâli ni’metike ve tehavvüli ‘âfiyetike ve fücâeti nıkmetike ve cemî’ı sahatike.

“Allah’ım! Nimetinin yok olmasından, verdiğin afiyetin ( nimet ve sağlığın) bozulmasından, ansızın cezalandırmandan ve öfkene sebep olan her şeyden sana sığınırım.”

( Müslim, “Zikir”, 96)

4. Allahümme innî e’ûzü bike mine’l-hemmi ve’l-hazeni. Ve e’ûzü bike mine’l-‘aczi vel-keseli. Ve e’ûzü bike minel cübni vel-buhli. Ve e’ûzü bike min ğalebetid-deyni ve kahrir-

ricâli.

“Allah’ım! Kederden ve üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç yükünden ve insanların kahrından sana sığınırım.”

( Ebû Davud, “Sâlat”, 367; Ayrıca bk. Buhârî, “Et’ıme”, 28, “Deavât”, 40¸ Tirmizî, “Deavât”, 70; Nesâî, “İstiâze”, 7, 8, 25)

5. Allahümme innî e’ûzü bike mine’l-fakri ve’l-kılleti ve’z-zilleti ve e’ûzü bike min en ezlime ev uzleme.

“Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım; zulmetmekten ve zulme uğramaktan da sana sığınırım.”

( Buhârî, “Deavât”, 40; Ebû Dâvûd, “Vitr”, 32¸ Nesâî, “İstiâze”, 7, 8, 25)

6. Allahümme innî e’ûzü bike en edille ev üdalle,ev ezille ev üzelle ev ezlime ev uzleme ev echele ev yüchele ‘aleyye

“Allah’ım! Dalalete ( sapıklığa) düşmekten veya ( başkalarını) dalalete düşürmekten, hataya düşmekten veya ( başkasını) hataya düşürmekten, zulmetmekten veya zulme

uğramaktan, cahillik etmekten veya cahillikle karşılaşmaktan, sana sığınırım.”

( Ebû Dâvûd, “Edeb”, 112)

7. Allahümme innî e’ûzü bike mine’l-cübni ve e’ûzü bike min en uredde ila erzelil ‘umuri ve e’ûzü bike min fitneti’d-dünya ve e’ûzü bike min azabi’l-kabr.

“Allah’ım! Korkaklıktan sana sığınırım. Ömrün en düşük çağının zorluklarından, dünya fitnelerinden ve kabir azabından da sana sığınırım.”

( Buhârî, “Cihad”, 25; Tirmizî, “Deavât”, 113; Nesâî, “İstiâze”, 27)

8. Allahümme innî e’ûzü bike min şerri ma ‘amiltu ve min şerri ma lem a’mel.

“Allah’ım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım işlerin şerrinden sana sığınırım.”

( Müslim, “Zikir” 65, 66)

9. Allahümme innî e’ûzü bike min fitneti’n-nâri ve ‘azabi’n-nari ve min şerri’l-ğına ve’l-fakri.

“Allah’ım! Cehenneme götüren fitneden, Cehennemin azabından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım.”

( Ebu Dâvûd, “Vitr”, 32)

10. Allahümme innî e’ûzü bike minel-cû’ı fe-innehû bi’sed-dacî’u ve e’ûzü bike mine’l-hıyâneti fe-innehâ bi’seti’l-bitânetü.”

“Allah’ım! Açlıktan sana sığınırım. Çünkü açlık, ne kötü bir arkadaştır. Hainlikten de sana sığınırım. Çünkü hainlik, ne kötü bir sırdaştır.”

( Ebu Dâvûd, “Vitr”, 32; Nesai, “İstiâze”, 19,20; İbn Mâce, “Et’ime”, 53)

11. Allahümme ‘âfini fi cesedî ve ‘âfinî fî basarî ve’c‘alhü’l vârise minnî lâ ilâhe illâllahu’l- halîmu’l-kerîmu subhâne’llahi rabbi’l-‘arşi’l-‘azîm ve’l-hamdü li’llahi

rabbi’l-‘âlemîn.

“Allah’ım! Bedenime sağlık ver, gözüme sağlık ver, sağlığı benim varisim kıl ( son nefesime kadar beni sağlıklı eyle). Halîm ve kerîm olan Allah’tan başka ilah yoktur. Ulu

arşın sahibi Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Her türlü övgü âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur”

( Tirmizî, “Deavât”, 66)

12. Allahümme innî es’elükel-hüdâ ve’t-tüka ve’l-‘afafe ve’l-ğınâ.

“Allah’ım! Senden hidayet, takva, ( sorumluluk bilinci) iffet ve ( gönül) zenginliği isterim.”

( Müslim, “Zikir”, 72)

13. Allahümmağfirlî ve’rhamnî ve’hdinî ve ‘âfinî ve’r-zuknî

“Allah’ım, beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet nasip eyle, bana âfiyet ve ( hayırlı) rızık ver.”

( Müslim, “Zikir”, 35)

14. Allahümme’nfa’nî bima ‘allemtenî ve ‘allimnî ma yenfeunî ve zidnî ‘ilmen, elhamdülillahi ‘alâ külli hâlin ve e’uzü billahi min hâli ehli’n-nâri.

“Allah’ım! Bana öğrettiğin ilim ile beni faydalandır, bana fayda verecek ilmi öğret ve benim ilmimi artır. Her hâl üzere Allah’a hamd olsun. Cehennem ehlinin halinden Allah’a

sığınırım.”

( Tirmizî, “Deavât”, 129)

15. Allahümme innî e’ûzü bike min ‘ilmin la yenfe’u ve min kalbin lâ yahşe’u, ve min nefsin lâ teşbe’u ve min da’vetin lâ yüstecâbu leha.

“Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, kabul olunmayan duadan doymayan nefisten sana sığınırım.”

( Müslim, “Zikir”, 73)

16. “Ya mukallibel kulûb! Sebbit kalbî ‘alâ dînike.

“Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.”

( Tirmizî, “Deavât”, 124)

17. “…Allahümme âti nefsî takvâha, ve zekkiha ente hayru men zekkaha, ente veliyyuha ve mevlaha.”

“…Allah’ım! Nefsime takvasını ( günahlardan sakınma duygusu) ver ve onu ( her türlü günahtan) temizle, Sen temizleyenlerin en hayırlısısın. Onun koruyucusu ve efendisi de

sensin..”

( Müslim, “Zikir”, 73)

18. Allahümme’c’alnî mine’llezîne iza ehsenu ‘s-tebşeru ve iza esâu’stağferû

“Allah’ım! Beni iyilik işledikleri zaman sevinen ve kötülük yaptıkları zaman bağışlanma dileyen kullarından eyle.”

( İbn Mâce, “Edeb”, 57)

19. Allahümme rahmeteke ercû felâ tekilnî ila nefsî tarfate‘aynin ve aslih lî şe’nî küllehü lâ ilâhe illa ente.

“Ey Allah’ım! Senin rahmetini umuyorum, beni göz açıp kapayıncaya kadar ( da olsa) nefsimle başbaşa bırakma. Halimi tümüyle düzelt, Senden başka ilâh yoktur.”

( Ebu Dâvûd , “Edeb”, 110)

20. Allahümme Rabbe’n-nâsi! Ezhibi’l-be’se, veşfihi, ve ente’ş-şâfi. Lâ şifâe illâ şifâüke. kifâen lâ yüğâdiru sekamâ.

“Allah’ım, ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider, şifa ver. kifayı veren ancak sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hastalık nedir

bırakmasın.”

( Buhârî, “Tıb”, 37; Ayrıca bk. Müslim, “Selam” 46; Ebû Davud, “Tıb”, 17 Tirmizî, “Deavât”, 111)

21. Allahümme ahsente ha•kÉ fe ehsin hulukî.

“Allah’ım! Yaratılışımı güzelleştirdiğin gibi ahlâkımı da güzelleştir”

( İbn Hanbel,el Müsned, I, 403)

22. Allahümme innî e’uzü bike mine’ş-şikaki ve’n-nifaki ve sûi’l-ahlâki.

“Allah’ım! ( haktan) ayrılmaktan, iki yüzlülükten ve kötü ahlâktan sana sığınırım.”

( Ebû Dâvûd, “Vitr”, 32; Nesaî, “İstiâze”, 21)

23. Allahümme inneke ‘afüvvün kerîmün tühıbbü’l-‘afve fa’fü ‘annî .

“Allah’ım sen affedicisin, cömertsin, affetmeyi seversin, beni de affet.”

( Tirmizî, “Deavât”, 89)

24. Allahümme’rzuknî hubbeke ve hubbe men yenfeunî hubbuhu ‘indeke.

“Allah’ım! Bana kendi sevgini ve Senin yanında sevgisi bana fayda verecek kimsenin sevgisini ver.”

( Tirmizî, “Deavât”, 73)

25. Allahümmekfinî bihalâlike an haramike ve ağninî bifadlike ammen sivâke.

“Allah’ım! Harama bulaşmaktansa, helalinle yetineyim. Beni lütfunla ( zengin kılarak) Senden başkasına muhtaç etme.”

( Tirmizî, “Deavât”, 110)

26. Allahümme eınnî ala zikrike ve şükrike ve husni ibadetike.

“Allah’ım! Seni anmak, sana şükretmek, sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et.”

( Ebu Dâvûd, “Salât”, 361; Nesâî, “Sehv” 60; İbn Hanbel, el Müsned, V, 245.)

27. Allahümme innî eselüke min salihi ma tü’ti’n-nâse mine’l-mali ve’l-ehli ve’l-veledi gayri’d-dâlli vele’l mudilli.

“Allah’ım! Mal, aile, çocuk olarak insanlara verdiklerinin hayırlısını dilerim, sapıtan ve saptıranları değil.”

( Tirmizî, “Deavât”, 124)

28. Bismillahillezî la yedurru me’a’smihî şeyun filardi vela fi’s-semâi ve hüve’s-semi’u’l-‘alîm.

“Allah’ın adıyla… O’nun adıyla ( hareket edildiğinde) yerde ve gökte hiçbir şeyin zararı dokunmaz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”

( Tirmizî, “Deavât”, 13)

29. Elhamdü li’llahi’llezî et’amena ve sekana ve ce’alena müslimin.

“Bizi doyurup içiren ve bizi Müslümanlardan eyleyen Allah’a hamdolsun.”

( Ebu Dâvûd, “Eti’me”, 53; Tirmizî, “Deavat”, 56 )

30. Allahumme eslemtu nefsî ileyke ve veccehtu vechî ileyke ve fevvaztü emrî ileyke ve elce’tu zahrî ileyke rağbeten ve rehbeten ileyke, la melcee ve la mencee minke illa

ileyke, Amentu bi kitabikellezi enzelte ve binebiyyikellezi erselte

“Allah’ım! ( rahmetini) umarak, ( azabından) korkarak kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım. Sırtımı sana dayadım, sana sığındım. Senden başka

sığınak, senden başka dayanak yoktur. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere inandım.”

( Buhârî, “Vudu”, 75, “Deavât”, 6, 9; Müslim, “Zikir”, 56)

31. Allahümme elif beyne kulubinâ ve aslih zâte beyninâ ve’hdinâ sübüle’sselâmi ve neccinâ mine’z-zulümâti ile’n-nûri ve cennibne’l fevâhişe mâ zahare minhâ ve mâ betane.

“Allah’ım! Kalplerimizi birleştir. Aramızı düzelt ve bizi kurtuluş yollarına ilet. Bizi karanlıklardan aydınlığa çıkar ve büyük günahların açığından da gizlisinden de

uzaklaştır.”

( Ebu Dâvûd, “Salât”, 182 )

32. “Allahümme aslih lî dinî ellezî hüve ‘ismetu emrî, ve aslih lî dünyâye elletî fîhâ meâşî, ve aslih lî ahireti elletî fîhâ meadî, vec ‘alil hayâte ziyâdeten lî fî külli

hayrin, vec ‘alil mevte râhaten lî, min külli şerrin”

“Allah’ım! Dinimi güzelce yaşat ki o benim güvencemdir. Dünyamı düzelt ki o benim geçim kaynağımdır. Ahiretimi hazırla ki o benim son durağımdır. Hayatımda her türlü hayrı

ziyadesiyle ihsan eyle. Ölümümü de her türlü şerlerden muhafaza eyle.”

( Müslim, “Zikir”, 71)

33. Allahümmeğfirlî zenbî küllehü dikkahu ve cillehu ve evvelehu ve ‘ahirahu ve ‘alâniyetehu ve sırrehu .

“Allah’ım! Günahlarımın küçüğünü büyüğünü, öncesini sonunu, açığını ve gizlisini, hepsini bağışla.”

( Müslim, “Salât”, 216)

34. Allahümme innî zalemtu nefsî zulmen kesîran ve lâ yağfiru’z zünûbe illâ ente feğfirlî mağfiraten min ‘indike, verhamnî inneke entel ğafûrur rahim.

Allah’ım! küphesiz ben nefsime çok zulmettim, günahları bağışlayacak olan yalnız Sensin. Öyleyse katından bir af ile beni bağışla. Bana merhamet et, çünkü bağışlaması ve rahmeti

çok olan sadece Sensin”

( Buhârî, “Ezan”, 149; Müslim, “Zikir”, 48 )



35. Allahümme ente Rabbî, lâ ilâhe illâ ente halaktenî, ve ene ‘abdüke, ve ene alâ ahdike ve va‘dike m’esteta‘tü. Eûzü bike min şerri mâ sana‘tü, ebûü leke bi-ni‘metike aleyye

ve ebûü leke bi-zenbî, fağfir lî feinnehû lâ yağfirü’z-zünûbe illâ ente.

“Allah’ım! Sen benim Rabbimsin! Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince ( ezelde) sana verdiğim sözümde ve vaadimde durmaktayım.

İşlediğim günahların şerrinden sana sığınırım. Bana lutfettiğin, ni’metlerini i’tirâf ederim, günahımı da i’tirâf ederim. Beni affet çünkü günahları ancak Sen affedersin”

( Buhârî,”Deavât”, 2, 15)

36. Allahümmağfirlî hetîetî ve cehlî, ve isrâfî fî emrî, ve ma ente a’lemu bihî minnî, Allahümmağfirlî ciddî, ve hezlî, ve hataî ve ‘amdî, ve küllü zalike ‘indî, Allahümmağfirlî

mâ kaddemtu ve mâ ahhartu, ve mâ esrartu ve mâ a’lentu, vemâ ente a’lemu bihî minnî, entel mukaddimu ve entel muahhir ve ente ‘ala külli şey’in kadîr.

“Allah’ım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, işimdeki aşırılıkları ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı bağışla.

Allah’ım, ciddi ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle. Bütün bu kusurların hepsi bende vardır.

Allah’ım! kimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle.

Öne geçiren de sen, geride bırakan da Sensin. Senin her şeye gücün yeter.”

( Buhârî, “Deavât”, 60; Müslim, “Zikir”, 70. )

37. Allahümmeğsil hatâyâye bimâi’sselci ve’l-beredi ve nakki kalbî mine’l-hatâyâ kemâ nekkayte’sevbe’l-ebyeda mine’d-denesi.

“Allah’ım! Hatalarımı kar ve soğuk su ile temizle. Beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi kalbimi de hatalardan arındır.

( Nesâî, “Taharet”, 49; Ayrıca bk. Buhârî, “Deavât”, 38, 43 45; Müslim, “Zikir”, 49)

38. Allahümme innî es’eluke hubbeke ve hubbe men yuhibbuke ve’l-amele’l-lezi yübelliğuni hubbeke. Allahummec’al hubbeke ehabbe ileyye min nefsî ve ehlî ve mine’l- mâil bârid.

“Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim.

Allah’ım! Senin sevgini, bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili kıl.”

( Tirmizî, “Deavât”, 73)

39. Allahümme leke sumtü ve ‘alâ rızkıke eftartü

“Allah’ım! Senin rızân için oruç tuttum. Senin rızkınla orucumu açıyorum.”

( Ebû Dâvûd, “Savm”, 22)

40. Allahümme ahsin ‘âkıbetena fi’l-umûri küllihâ ve ecirnâ min hızyi’dünyâ ve ‘azâbî’l-âhireti.

“Allah’ım! Bütün işlerimizin sonucunu güzel eyle, dünyada rezil olmaktan ve ahiret azabından bizi koru.”

( Ahmed b. Hanbel, el Müsned, 4/181)

----------------

PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED ( S.A.V.) İN DİLİNDEN DUALAR

1) Allah’ım! Sapıklığa düşmekten veya düşürülmekten, ayağımın kaymasından veya kaydırılmasından, zulmetmekten veya zulme uğramaktan, cehalete düşmekten veya cahil bırakılmaktan

sana sığınırım.

Tirmîzî ( 3/152) ; İbni Mâce ( 2/336)


2) Allah’ım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi beni de günahlarımdan uzaklaştır. Allah’ım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de günahlarımdan temizle.

Allah’ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile temizle.

Buharî ( 1/181) ; Müslim ( 1/419)


3) Rabbimiz olan Allah'ım! Sana hamdederek seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Allah'ım! Beni bağışla.

Buharî ( 1/99) ; Müslim ( 1/350)


4) Allah'ım! Günahlarımın hepsini, küçüğünü ve büyüğünü, ilkini ve sonunu, gizlisini ve aşikârını bağışla.

Müslim ( 1/350)


5) Allah'ım! Gazabından rızana, cezalandırmandan affına, senden yine sana sığınırım. Sana olan övgüleri sayamam. Sen, kendini övdüğün gibisin.

Müslim( 1/532)


6) Allah'ım! Beni bağışla ve bana merhamet et. Beni doğru yola ilet ve bana ihsan eyle, bana afiyet ve rızık ver. Ve beni yücelt.

İbni Mâce ( 1/148 )


7) Allah'ım! Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal’ın fitnesinden sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım. Allah'ım! Günahtan ve borçtan sana sığınırım.

Buharî ( 2/202); Müslim ( 1/412)


8 ) Allah'ım! Yaptığım ve yapacağım, gizli ve aşikâr işlediğim, israf ettiğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı bağışla. Sen Mukaddim ( Öne alan) ve Muahhirsin (

geciktirensin). Senden başka ilah yoktur.

Müslim ( 1/534)


9) Allah'ım Seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzelce ibadet etmek için bana yardım et.

Ebû Davud ( 2/86); Nesâi ( 3/53)


10) Allah'ım! Cimrilikten sana sığınırım, korkaklıktan sana sığınırım, çok yaşlanarak ( elden ayaktan düşmekten) sana sığınırım, dünya fitnesi ve kabir azabından sana

sığınırım.

Buharî ( Bkz : Fethu’l-Bâri ( 6/35)


11) Allah'ım! Gayb ilminle ve yaratma kudretinle hayatın benim için hayırlı olduğunu bildiğin müddetçe beni yaşat. Ölümümün benim için daha hayırlı olduğunu bildiğinde de beni

vefat ettir. Allah'ım! Gizli ve aşikâr, senden hakkıyla korkmayı dilerim. Senden rıza ve öfke anında hak sözü ( söylemeyi) dilerim. Zenginlik ve fakirlikte senden itidalli

olmayı dilerim. Bitmeyen bir nimet ve sonu gelmeyen bir göz aydınlığı dilerim. Senden, kaza sonrası rıza göstermeyi ve ölümden sonra kolay bir hayatı dilerim. Yüzüne bakmanın

lezzetini, zarar verici bir hastalık ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın sana kavuşmanın özlemini dilerim. Allah'ım! Bizi iman zineti ile süsle ve bizi hidayete ermiş, doğru

yolun rehberleri kıl.

Nesâi ( 4/54-55)


12) Allah'ım! Senden, faydalı bir ilim, temiz bir rızık ve makbul bir amel dilerim.

Zâdü’l-Meâd ( 2/375)


13) Yüzümü, hakka yönelerek, gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ben, O’na ortak koşanlardan değilim. Namazım ve diğer ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah

içindir. O’nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanlardanım. Allah’ım melik sensin, senden başka ilah yoktur. Sen benim Rabbimsin ve ben de senin kulunum.

Nefsime zulmettim. Günahımı itiraf ettim. Tüm günahlarımı bağışla. Şüphesiz, günahları ancak sen bağışlarsın. Beni ahlâkın en güzeline erdir. Onun en güzeline ancak sen

erdirirsin. Ahlâkın kötüsünden de beni uzaklaştır. Zira kötüsünden ancak sen uzaklaştırırsın. Buyur, Allah’ım buyur! Hayrın tümü iki elindedir. Şer, sana nispet edilmez. Ben

sana sığınır ve sana dönerim. Sen mübarek ve yücesin. Senden mağfiret diler ve sana tevbe ederim.

Müslim ( 1/534)


14) Allah'ım! Hamd sanadır. Sen, göklerin, yerin ve onlarda bulunanların Rabbisin. Sen Hakk'sın. Va'din de haktır. Sözün de hak ve sana dönüş de haktır. Cennet ve cehennem hak,

Peygamberlerin de haktır. Muhammed ( s.a.s.) hak ve kıyamet haktır. Allah'ım! Sana teslim oldum; sana tevekkül ettim, sana iman ettim ve tevbe edip sana döndüm. Senin düşmanını

düşman edindim. Ve senin hükmüne başvurdum. Gizli ve aşikâr, yaptığım ve yapacağım amellerimi bağışla. Öne geçiren ve geri bırakan sensin. Senden başka ilah yoktur. Sen benim

ilâhımsın.

Buharî ( Bkz : Fethu’l-Bâri ( 3/3); Müslim ( 1/532)

1. "Dua ibadetin tâ kendisidir." ( Ebû Davud)

2. "Allah'ım, Senden hidayet ve doğruluk isterim." ( Müslim)

3. "Allah'ım, Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik isterim." ( Müslim)

4. "Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım, kalplerimizi taatine çevir." ( Müslim)

5. "Allah'ım, bana doğruyu ilham et ve beni nefsimin şerrinden koru." ( Tirmizî)

6. "Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım, kalbimi dininin üzerinde sabit kıl." ( Tirmizî)

7. "Allah'ım! Senden yararlı bilgi, hoş rızık, kabul edilmiş amel isterim." ( İbn Mace)

8. "Allah'ım, beni bağışla, bana merhamet et, bana afiyet ver ve bana rızk ver." ( Müslim)

9. "Allah'ım, günahlarımı bağışla, bana merhamet et, hidayet et, bana afiyet ver, rızk ver." ( Müslim)

10. "Allah'ım, yaptığım şeylerin şerrinden ve yapmadığım şeylerin şerrinden Sana sığınırım." ( Müslim)

11. "Zorlu beladan, bedbahtlıktan, kötü kaderden ve düşmanların şamatasından Allah'a sığınırım." ( Buharî-Müslim)

12. "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru." ( Buharî-Müslim)

13. "Allah'ım, cehennem fitnesinden ve cehennem azabından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden Sana sığınırım." ( Ebû Davud)

14. "Allah'ım, açlıktan Sana sığınırım; o, ne kötü bir arkadaştır. Hainlikten Sana sığınırım; o, ne kötü bir sırdaştır." ( Ebû Davud)

15. "Allah'ım, nimetinin elden çıkmasından, afiyetinin ters dönmesinden, ansızın azabına uğramaktan ve her türlü gazabından Sana sığınırım." ( Müslim)

16. "Allah'ım kalbimi aydınlık kıl, lisanımı, kulağımı, gözümü, ardımı, önümü, üstümü, altımı aydınlık eyle. Allah'ım, nurumu büyüt." ( Buharî-Müslim)

17. "Ey Hay ve Kayyum olan! Sadece Senden yardım isterim; Hayatımı düzelt, gözümü açıp kapayıncaya kadar bile beni nefsimle baş başa bırakma." ( Hakim)

18. "Allah'ım, Senden sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve beni Senin sevgine ulaştıracak ameli isterim. Allah'ım, Senin sevgini bana nefsimden, ailemden ve soğuk sudan daha

sevimli eyle." ( Tirmizî)

19. "Allah'ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan ve cimrilikten Sana sığınırım. Kabir azabından Sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnesinden Sana

sığınırım." ( Müslim)

20. "Allah'ım; bütün hamdler Sanadır. Sen beni onunla giydirdin. O, elbisenin hayrını ve onun için yapılanın hayrını Senden isterim. Onun ve onun için yapılanın şerrinden Sana

sığınırım." ( Tirmizî)

21. "Allah'ım, Senden rahmetini icap ettiren şeyleri, mağfiretini gerektiren şeyleri, bütün günahlardan esen kalmayı, bütün iyilikleri ganimet olarak kazanmayı, cennete nail

olmayı ve cehennemden kurtulmayı isterim." ( Müslim)

22. "Allah'ım, işimi koruyan dinimi ıslah et, geçimimi sağlayan dünyamı ıslah et, dönüp varacağım yer olan ahiretimi ıslah et. Hayatı her hayrı artırmama vesile eyle, ölümü

bütün kötülüklerden kurtulmama çare eyle." ( Müslim)

23. "Allah'ın adıyla, Allah'a tevekkül ediyorum. Allah'ım! sapıtmak ve saptırılmaktan, alçalmak ve alçaltılmaktan, zulmetmek ve zulmedilmekten, bilgisizlikten ve bilgisiz

bırakılmaktan Sana sığınırım." ( Tirmizî)

24. "Bütün hamdler O Allah'a ki O, bana yeter, bana acır; yine bütün övgüler O'na ki, O, beni doyurur ve suvarır. Bana ihsanda bulunup, beni -insanların- en faziletli( si)

kılan Allah'a hamd olsun. Senden beni ateşten korumanı diliyorum." ( Ebû Davud)

25. "Allah'ım, Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim, Sana döndüm, Senin için dava ettim ve Sana başvurdum. Önceden yaptıklarımı ve sonraya bıraktıklarımı,

açık yaptıklarımı ve gizli yaptıklarımı bağışla. İleriye götüren ve geriye bırakan Sensin. Senden başka İlah yoktur." ( Buharî-Müslim)

26. "Allah'ım, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, ihtiyarlıktan ve kabir azabından Sana sığınırım. Allah'ım, nefsime takvasını ver ve onu temizle. Onu en iyi temizleyecek

olan Sensin. Onun sahibi ve mevlâsı Sensin. Allah'ım, faydasız ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım." ( Müslim)

27. "Allah'ım! dünyada ve ahirette Senden esenlik isterim; Allah'ım, dinim, dünyam, ailem ve malım konusunda Senden af ve esenlik isterim. Allah'ım, ayıplarımı ört.

Korkularımdan beni emin eyle. Önümde, ardımda, sağımda, solumda, üstümde olanlardan beni koru. Altımdakilerden de Senin azametine sığınırım." ( Ebû Davud)

28. "Allah'ım, hatamı ve cahilliğimi, işimde aşırılığımı ve benden iyi bildiğin şeylerimi bağışla. Allah'ım, ciddimi ve şakamı bağışla, hataen ve kasten yaptıklarımı bağışla.

Bütün bunlar bende vardır. Allah'ım, yapıp ileriye gönderdiğim ve yapmayıp geriye bıraktığım; açıkladığım ve gizlediğim şeylerimi ve benden daha iyi bildiğin şeylerimi bağışla.

İleriye süren ve geriye bırakan Sensin. Sen her şeye kadirsin." ( Buharî-Müslim)

29. "Allah'ım, Sen benim Rabbimsin, Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın, Ben, Senin kulunum, gücüm yettiğince Senin ahdin ve vaadin üzereyim; işlediklerimin şerrinden

Sana sığınır, üzerimdeki nimetlerini Sana ikram eder, günahımı da itiraf ederim, bundan ötürü beni mağfiret eyle. Senden gayrı kimsecikler günahları bağışlayamaz." ( Buharî)

30. "Allah'ım, bütün hamdler Sanadır. Sen, yerin, göğün ve onlarda olanların nurusun. Hamd yine Sanadır. Çünkü Sen yerin göğün ve bunlarda olanın yegane idare edenisin. Ve gene

bütün övgüler Sana aittir. Ki Sen, Hak'sın, va'din, sözün, Seninle karşılaşmak, cennet ve cehennem, peygamberlerin, Muhammed ( sav)'in kıyamet saati, bütün bunlar haktır.

Allah'ım, Sana teslim oldum, Sana inandım, Sana tevekkül ettim, Sana yöneldim, tevbe ettim, senin uğruna mücadele ettim, seni hakem edindim. Gelmiş gelecek, gizli ve açık bütün

günahlarımı bağışla. Sen, benim ilahımsın. Senden başka ilah yoktur. Şanı yüce olan Allah'ın güç ve kuvvetinin dışında güç ve kuvvet yoktur." ( Buharî-Müslim)

31. "Gökleri ve yeri yaratan, görünen ve görünmeyeni bilen, her şeyin Rabbi, meliki ve sahibi olan Allah'ım! Senden başka ilah olmadığına şahidim. Nefsimin kötülüğünden, şeytan

ve ortaklarının şerrinden Sana sığınırım. Nefsime bir kötülüğün gelmesinden veya Müslümanlara karşı bir suç işlemeye onu itmesinden gene Allah'a sığınırım." ( Tirmizî)

------------------------

Peygamber Efendimiz’in ( asm) dilinden dua demeti…

Peygamber Efendimiz’in ( asm) duaları nasıldı? Resulullah ( asm) ne zaman hangi duayı yapardı?

Peygamber Efendimiz’in ( asm) Allah’a ( cc) sığındığı bazı dualar
Resulullah ( asm) Allah’a ( cc) şöyle dua ederdi :
“Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, katına yükselmeyen ( kabul olunmayan) amelden, huzur bulmayan kalpten ve kulak verilmeyen duadan sana sığınırım.” ( Taberani)
Resulullah ( asm) Allah’a ( cc) şöyle dua ederdi

“Allah’ım! Darlıktan ve üzüntüden sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borcun sıkıntısından ve insanların

baskısından sana sığınırım.” ( Cem’ul Fevaid)
İbn-i Abbas ( ra) anlatıyor :
“Resulullah ( asm), Kuran’dan bir sure öğretir gibi şu duayı bize öğretmişti :
“Allah’ım! Cehennem azabından, kabir azabından, Mesih ve Deccal’ın fitnesinden, hayat ve ölüm fitnesinden Sana sığınırım.” ( Kütüb-i Sitte)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) uyumadan önce yaptığı dua
Resulullah ( asm) yatağına girince, sağ elini yanağının altına koyar sonra şu duayı okurdu :
“Allah’ım! Kullarını yeniden dirilttiğin veya topladığın gün beni azabından koru.” ( Kütüb-i Sitte)
Huzayfe ( ra) şöyle demiştir :
“Allah’ın Resulü ( asm) :
“Yattığı zaman elini yanağının altına koyardı ve :
“Allah’ım! Senin ( cc) adınla ölür, Senin ( cc) adınla dirilirim.” uyandığı zamanda :
“Öldürdükten sonra bizi dirilten Allah’a ( cc) hamd olsun. Kıyamet gününde yine onun huzurunda haşr olunacağız.” derdi. ( Buhari)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) gece namazından sonra yaptığı dua

Peygamber ( asm) gece kalkarak namaz kılıp da namazını bitirince, Allah’a ( cc) uygun düşecek şekilde ona hamd ve sena ederdi. Sonra son sözü şu olurdu :
“Allah’ım, benim kalbime nur ver, benim kulağıma nur ver, benim gözüme nur ver, sağ tarafıma nur ver, soluma da nur ver, benim önüme de nur ver, arkama da bir nur. Nurumu

çoğalt, nurumu çoğalt, nurumu çoğalt.” ( Buhari)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) evden çıkarken yaptığı dua

“Resulullah ( asm) evinden çıktığı zaman şu duayı okurdu :
“Allah’ın adıyla Allah’a tevekkül ettim. Allah’ım! Zillete düşmekten, dalalete düşmekten, zulme uğramaktan, cahillikten, hakkımızda cehalete düşülmüş olmasından sana sığınırız.”

( Tirmizi)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) üzüldüğü zaman yaptığı dua

Hz. Peygamber ( asm) üzüntü sırasında şu duayı okurdu :
“Halim ve Azim olan Allah’tan başka ilah yoktur. Büyük Arş’ın Rabbi olan Allah’tan başka ilah yoktur. Kıymetli Arş’ın Rabbi, arzın Rabbi, semavatın Rabbi olan Allah’tan başka

ilah yoktur.” ( Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) yeni elbise giyerken yaptığı dua

“Hz. Peygamber ( asm) elbiseyi yenilediği zaman şu duayı okurdu :
“Allah’ım! Hamd sanadır. Giydiği şey ne ise ismen söyleyerek, bunu bana sen giydirdin. Bunun hayırlı olmasını, yapılış gayesine uygun olmasını diliyor, şerrinden ve yapılış

gayesine uygun olmamasından da sana sığınıyorum.” ( Ebu Davud, Tirmizi)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) helaya girdiği zaman yaptığı dua

Resulullah ( asm) kazayı hacet için helaya girdiği zaman şu duayı okurdu :
“Allah’ım, pislikten ve cin ve şeytan gibi kötü yaratıklardan sana sığınırım.” ( Buhari)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) hilali görünce yaptığı dua

Hz. Peygamber ( asm) hilali görünce şu duayı okurdu :
“Allah’ım, Ay’ın hilal devresini bize bereketli, imanlı, selametli ve İslam üzere geçir. Ey hilal benim de senin de Rabbin Allah’tır.” ( Tirmizi)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) gök gürleyince yaptığı dua

Resulullah ( asm) gök gürleyip, şimşek çakınca şu duayı okurdu :
“Allah’ım bizi gazabınla öldürme, azabınla da helak etme, bu azabından önce bize afiyet içinde ölüm ver.” ( Tirmizi)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) rüzgâr estiği zaman yaptığı dua

Resulullah ( asm) rüzgâr estiği zaman şu duayı okurdu :
“Allah’ım, senden bunun hayrını ve bunda olan menfaatlerin da hayrını ve bunun gönderiliş maksadındaki hayrı da istiyorum. Bunun şerrinden, bunda olanın şerrinden, bununla

gönderilen şeyin şerrinden de sana sığınıyorum.” ( Buhari)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) yeni elbise giydiğinde yaptığı dua

“Resulullah’a ( asm) çizgili kare şeklinde küçük ve siyah bir aba getirildi.
“Bu abaya en müstahak kimi görüyorsunuz?” diye sordu. Orada bulunan topluluk cevap vermedi. Bunun üzerine :
“Bana Ümmü Halid’i getiriniz.” buyurdu.
“Ümmü Halid ( ra) Hz. Peygamber'in ( asm) yanına getirildi ve bu abayı ona giy¬dirdi. Sonra :
“Ebli ve ahliki.”, “Eskit ve yerine yenisini al.” diye iki defa dua etti. Elbisenin güzelliğini ifade etmek için Ümmü Halid’e ( ra) doğru :
“Senahu senahu, ey Ümmü Halid.” diyerek aba üzerindeki sarı ya da kırmızı çizgi¬ye bakmaya başladı.
“Senahu, senahu” kelimesi Habeş dilinde “güzel” de¬mektir. ( Ebu Davud)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) evden çıkarken yaptığı dua

Hz. Peygamber ( asm) evden çıkarken şöyle dua ederdi :
“Allah’ın, ismiyle kapıdan çıkıyor ve O’na gü¬veniyorum. Kötülüklerden dönme gücünü de, iyiliklere sarılma gücünü de veren yalnız Allah’tır.”
“Allah’ım! Yolumu şaşırmaktan ve savrulmaktan, küçük düşmekten ve düşü¬rülmekten, haksızlığa uğramaktan ve uğratılmaktan, ka¬ba hareketlerden ve kaba hareketlere itilmekten,

isyan ettirilmekten sana sığınırım.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) ilim ve sohbet meclislerinden ayrılırken okuduğu dua

Sevgili Peygamberimiz ( asm) katıldığı ilim ve sohbet toplantılarından ayrılırken en az on-on beş defa şu duayı okurdu :
“Ulu Allah’a tövbe ediyor, günahlarımın bağışlanmasını O’ndan diliyorum. O tüm varlıklara hük¬metme gücünü elinde tutan ölümsüz diridir.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) bir milletten endişeye düştüğünde yaptığı dua

Hz. Peygamber ( asm) bir milletten endişeye düştüğünde şu duayı okurdu :
“Allah’ım! Senden o milletin taşlaşmış kalbine korkunu salmanı diler, yapaca¬ğı kötülüklerden de sana sığınırız.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) bir şeye nazar değdirmekten sakındığında okuduğu dua

Sevgili Peygamberimiz ( asm) bir şeye nazar değdirmekten sakındığında şu duayı okurdu :
“Allah’ım! Neye nazarım değecekse onu benden koru, hiçbir şeye zararım dokunmasın.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) tuvalete girerken okuduğu dua

Enes Bin Malik’ten ( ra) rivayet edilmiştir :
“Resulullah ( asm) tuvalete girerken :
“Allahümme innî eûzu bike minel hubsi vel habâis.”
“Allah’ım! Erkek ve dişi şeytanların şerrinden sana sığınırım.” buyururdu.
“Allah’ım! Kirli pisliklerden, kötü ve kötülüklere iten şeytandan sana sığınırım.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) camiye girerken yaptığı dua

Hz. Peygamber ( asm) camiye girerken şöyle dua ederdi :
“Lanetlik şeytandan Ulu Allah’a sığınırım. O tüm varlıkları hükmü altında tutar ve sınır¬sız derecede cömerttir.”
“Sevgili Peygamberimiz ( asm) camiye girerken bu duayı okuyan müminin günün geri kalan diğer saatlerinde şeytanın şerrinden korunacağını söylemiştir.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) mezarlığı ziyarete gittiğinde yaptığı dua

Sevgili Peygamberimiz ( asm) mezarlığı ziyarete gittiğinde şöyle dua ederdi :
“Ey Allah’a iman üzere bu dünyadan göç eden fani ruhlar, çürümüş vücutlar, dağılmış iskeletler! Selam size! Allah’ım, onlara rahat ve huzur, saadet ve selamet ihsan eyle.” (

Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) hasta ziyaretine gittiğinde hastaya ve yanındakilere yaptığı dua

Sevgili Peygamberimiz ( asm) hasta ziyaretine gittiğinde hastaya ve yanındakilere şöyle derdi :
“İnşallah geçer. Üzülecek bir durum yok. Çünkü hastalık sahibini günah ve kötülüklerinden temizler.”
“Ey insanların Rabbi! Bu hastadan rahatsızlığı gider, şifa sahibi sensin, bunu şifaya kavuştur. Sen şifa verince artık hiç bir hastalık gelemez, çünkü gerçek şifa senin verdiğin

şifadır.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) yeni ayı gördüğünde yaptığı dua

Sevgili Peygamberimiz ( asm) yeni ayı gördüğünde şöyle dua ederdi :
“İşte uğurlu ve aydınlık yolu gösterici bir ay! Allah’ım, senden bu ayın ümmetim adı¬na uğurlu ve hayırlı olmasını dilerim. Hz. Peygamber ( asm) bu sözleri üç defa tekrarlardı.

Allah’ım, senden bu ayın uğurlu, bu ayki alın yazımın hayırlı olmasını dilerim.”
“Allah’ım, yeni ayı bizlere iman ve İslam, güven ve huzur, saadet ve selamet, sağlık ve sağlamlık, rızık ve bolluk yönünden verimli eyle.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) yeni evlileri tebrik ederken yaptığı dua

Sevgili Peygamberimiz ( asm) yeni evlileri tebrik ederken şöyle derdi :
“Allah evliliğinizi mübarek eylesin, iyi geçimler nasip etsin, aydınlık yolda, ömür boyu aynı yastıkta kocatsın!” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) sevdiği bir şeyle karşılaştığında yaptığı dua

Sevgili Peygamberimiz ( asm) sevdiği bir şeyle karşılaştığında şöyle derdi :
“Yaygın lütfuyla iyilikleri tamamlayan Allah’a hamd olsun!” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) sevmediği bir şeyle karşılaştığında yaptığı dua

“Her durumda hamd Allah’a mahsustur. Cehennemliklerin acıklı durumundan sana sığınırım Al¬lah’ım!” diye dua ederdi. ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) sıkıntılı anlarında yaptığı dua

Hz. Peygamber ( asm) sıkıntıya düştüğünde Cebrail ( as) hemen yardımına koşar ve :
“Ey Muhammed! Şu duayı oku.” derdi
“Her zaman diri olan Allah’a güvendim hamd ve şükür, Allah’a mahsustur. O evlat edinmemiştir. O’nun varlıklar aleminde benzeri ve ortağı yoktur.” ( Cami’üs Sağir)
Sevgili Peygamberimiz ( asm) sıkıntılı anlarında şöyle dua ederdi :
“Allah’tan başka İlah yoktur. O ulu ve müsamahakardır. Allah’tan başka Allah yoktur. O ulu Arş’ın sahibidir. Allah’tan başka Allah yoktur. O yerin ve yedi kat göğün biricik

sahibidir.”
“Ey diri ve tüm varlığı hükmü altında tutan Ulu Allah’ım. Yaygın rahmetinden yardım dilerim.” ( Cami’üs Sağir)
Üzüntü, hastalık veya felakete düştüğünde :
“Allah yegane rabbimdir. O’nun ortağı ve benzeri yoktur.” diyen kimse üzüntü, hastalık ve felaketten kurtulur.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) bir yerde konakladığında yaptığı dua

“İçinizden biri bir yerde konakladığında Kelime-i Şehadet getirip ardından da :
“Allah’ım yılan çıyan gibi zararlı yaratıklarının şerrinden sana sığınırım.” derse oradan ayrılana kadar hiç bir zararlı yaratık ona zarar vermez.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) sefere çıktığı zaman yaptığı dua

Resulullah ( asm) sefere çıktığı zaman şöyle dua ederdi :
“Allah’ım, yardımınla düşmanla karşılaşır, düşmanı hezimete uğratırım ve yine senin yardımınla geri dönerim.” ( Cami’üs Sağir)
Hz. Peygamber ( asm) şu duaları çokça okurdu

“Ey kalpleri istediği anda istediği yöne çeviren Allah’ım! Kalbimi aydınlık hak yolundan ayırma.” Orada bulunan Ümmü Seleme ( ra) :
“Ey Allah’ın elçisi! Bu duayı ne kadar da çok okuyorsunuz?” diye sorduğunda Hz. Peygamber ( asm) şöyle cevap verir :
“Ey sevgili eşim Ümmü Seleme! Bütün insanların kalpleri Allah’ın iki kudret parmağı arasındadır. Dilediğini doğru yolda tutar, dilediğini de saptırır.”
“Ey Rabbimiz; bize bu dünyada da, öbür dünyada da iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru.”
“Cebrail ( as) her geldiğinde bana şu cümlemle dua etmemi tavsiye ederdi :
“Allah’ım! Bana helal yemek nasip et, beni iyi amellere hadim eyle.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz ( asm) acizlikten, tembellikten, cehennemden, günaha girmekten Allah'a ( cc) sığınırdı

Peygamber ( asm) şöyle dua ederdi :
“Allâhümme innî eûzu bîke minel keseli vel heremi vel mesemi el mağrami ve min fitnetil kabri ve azâbil kabri ve min fitnetin nâri re min şerri fitnetil ğınâ. Ve eûzu bike min

fitneti'l-fakri ve eûzu bike min fitnetil Mesihi'd-Deccâli. Allahümmeğsil annî hatâyâye bi-mâi's-ielci vel-beradi ve nakkı kalbî minel- hatâya kemâ nakkaytes-sevbel-ibyâde

mine'd-denesi. Ve bâid beynî ve beyne hatâyâye kemâ bâadte teynel- meşrıkı ve1-mağribi.”
“Allah’ım! Tembellikten, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan, gü¬nahtan, korkaklıktan, kabir sorgusundan ve kabir azabından, cehen¬nem ateşi fitnesinden ve azabından, zenginlik

gururunun şerrinden Sana sığınırım. Fakirlik fitnesinden de Sana sığınırım. Mesih Deccal’ın fitnesin¬den de Sana sığınırım.”
“Allah’ım! Günahlarımın kirini benden kar ve buz suyuyla yıka! Kalbimi de, beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi, günahlardan te¬mizle! Benim ile günahlarımın arasını da doğu

ile batı arasını uzaklaş¬tırdığın gibi uzaklaştır.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz ( asm) sıtma ve ağrıya tutulanlara öğrettiği dua

Hz. Peygamber ( asm) sıtma ve her türlü ağrıya tutulanlara şu duayı öğretirdi :
“Ulu Allah’ın ismiyle başlarım. Kan dolaşımını hızlandırarak, vücudumu ateş nöbetlerine boğan her türlü hastalıktan ve cehennem ateşinin yakıcı sıcağından Ulu Allah’a

sığınırım.” ( Cami’üs Sağir)
Peygamber Efendimiz’in ( asm) eşlere tavsiye buyurduğu dua

İçinizden biri eşiyle birleştiği vakit :
“Allah’ım lanetlik şeytanı, bizden ve doğacak çocuklardan uzaklaştır.” diye dua ederse lanetlik şeytan doğan çocuğa ebediyen zarar veremez. ( Cami’üs Sağir)





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi